Görsel alıntı buradan
11 Eylül 2012 Salı
Yerim seni :)
Şu ciddi surat, tatlı
duruş hele o masmavi gözler Allah'ımm beni benden alıyor resmen ya!
Yok arkadaş ben kedi sevmem, (sevenlere lafım yok biraz dengesiz de olsa o da bi canlı).. Şimdi kılışe diyeceksiniz ama nankör
işte nankör.. Kedi besleyen bir tanıdığım var yavruluğundan beri ona bakıyor
ama gene de yaranamıyor o deliye.. geliyor gidiyor ısırıyor, sahibine
pençe atıyo psikopat!
Kuş diyeceksiniz.. İki kuşum var biri dişi biri erkek. Ama öyle
köpek gibi sarılamıyorsun, eline alıp seveyim desen bir yeri incinecek diye
korkuyorsun, narin bir canlı sonuçta.. Şöyle bir ağız tadıyla kafasını okşayıp
sevemiyorsun ki doya doya.
Köpek öyle mi hiç? bir dediğini iki etmez seni görünce sevinir,
sen yokken üzülür, eğitirsen terliklerini bile ayağına kadar getirir..:) Öyle
de düşünceli bir hayvanceiz..
Bir köpeğin olacak mıncıklaya mıncıklaya seveceksin, bazen birlikte
çimenlerde yuvarlanacak, onunla boğuşacaksın hatta ben onu yerim bile ısırırım
falan..:) (sado-mazo sevgi bi anlayışım var sanırsam)
Bahçeli bir evim olursa %100 alacağım bir sibirya kurdu ama malum
apartman gibi toplu yaşam alanlarında zor.. Şimdilik bir süre daha hayal olarak
kalacak..
Görsel alıntı buradan
Gönderen
gerbera
zaman:
9/11/2012 04:12:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
kedi,
köpek,
kuş,
mavi gözler,
sibirya kurdu,
yaşam
10 Eylül 2012 Pazartesi
Tek kare
Bazen sayfalarca yazılar, saatlerce konuşmalar anlatamaz tek bir
karenin anlattığını..
Almanya'nın Berlin
kentinde sünnet yasağına karşı yahudi ve müslümanlar birlikte eylem yapar ve
eylemde Almanya Türk Toplumu başkanı bir yahudi ile başlıklarını değiştirir,
başına bir kipa takarak konuşmasını yapar..
Normal zamanlarda da böyle olabilsek ya!..
Görsel alıntı buradan
9 Eylül 2012 Pazar
Çok hayalim var boyumdan büyük, hayattan çok küçük..
Hayalleri olmalı insanın, ulaşmaya
çalıştığı, tabi hataları da olmalı ders çıkardığı ve her anı doya doya yaşamalı
hiç keşke demeden.. Çok hayalim var boyumdan büyük, hayattan çok küçük..
Hayal kurmayı severim;
hayalleri olmadan yaşayan insan geçekten yaşamış sayılmaz bence.
Bazen hayatta zor dönemlerden geçeriz böyle zamanlar bile
gereklidir aslında; çünkü sana iki tercih sunar hayat sana. Ya zor durumla başa
çıkamayıp vasat bir hayatı tercih edersin. Ya da onunla baş ederek en azından
etmeye çalışarak hayallerinin peşinden koşmaya devam edersin. (Hayallerine
ulaşamazsan bile en azından denedim dersin.) Çünkü zor zamanlarda verilir böyle
kararlar kimse hayatı çok iyiyken her şey yolunda giderken önemli kararlar
almaz, zor bir dönemin ardından alınır önemli kararlar.. Sen hayallerine
ulaştın mı derseniz henüz değil ama deniyorum..:)
Her şeyin bir sebebi vardır. Rastlantı mı? saçmalık, yok öyle bir
şey. Hatalarımızın bile sebepleri var hatta başımızı duvarlara vurmayı
isteyecek kadar kötü olan hatalarımızın bile.. Sadece ders almak için değil,
hayatı ve kendimizi tanımak için de.. İnsanın kendini tanıması bile büyük bir
meziyet, herkes yapamıyor çünkü..
Bana kalsa daha çok vıdı vıdı ederim ama benden daha güzel sözler
eden, daha bilge ve tabi ki çok daha zeki birinden duymanız daha yararlı olur
bence. İşte Einstein'dan hayat dersleri;
Merakının peşinden git..
Merak etmelisin.. Hatta bazen bir kedi kadar meraklı olmak gerek,
tabi kediyi öldüren merak cinsinden değil..:)
Bilgi deneyimden gelir..
Her zaman pratik teoriden daha önemlidir. Tecrübe etmeden
bilemezsin nasıl olduğunıu..
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleme..
Her gün yat kalk aynı şeyleri yap sonra niye benim hayatım
böyle!..
Değer yarat. Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalış..
Bazen başarılı olmaktan daha önemli olan şey değerli ve
sevilen bir insan olarak anılmaktır. Her zaman başarılı olamayabiliriz ama
davranış ve hareketlerimizle her zaman değerli olmayı sağlayabiliriz.
Hata yap!
Hatalar da insanlar için, bana mükemmel olan bir kişi göster
bulabilirsen! Hiç hata yapmayan insan hayatında hiçbir şey yapmamış demektir!
yani bildiğin ot gibi yaşamış..
Hayal kur. Hayallerin başarma gücü verir..
Hayal kurmadan yaşanmaz ki :) Bol bol hayal kur ve tabi günün
birinde bu hayallere ulaşacağın hayalini de kur..
Anı yaşa.
Şimdi ne yapıyorsan keyif almaya çalış, yaptığın her şeyden her
andan keyif al..
Bugüne odaklan.
Dünü konuşup yakınmayı bırak, yarını düşünüp endişelenmeyi kes! Bu
an tekrar gelmeyecek veya tekrar bu yaşta olamayacaksın, keyfini çıkar..:)
Azimli ol. Azim paha biçilemezdir.
Azim en büyük silahtır, keşke daha fazla olsaydı bende de..:)
Kuralları öğren ve herkesten iyi oyna!
Kuralları öğrenmek bazen zaman alsa da öğrendikten sonra epey
keyifli olan oyunlar vardır ya.. Hayat da bir oyuna benzemiyor mu sence? :)
Hayal kurarak uykuya daldığımız geceler, bol bol ufak hatalar ve
kıymetini bildiğimiz güzel anlar diliyorum. Yanaklarınızdan mıncırmayı da ihmal
etmiyorum...:)
Görsel alıntı buradan
7 Eylül 2012 Cuma
Seytan Çıkarma!
Son zamanlarda bir siteye
takılıyor gözlerim. (İsim vermiyorum) Erkeklere bayanlara yaklaşma taktikleri,
beğendiğin kızı kendine aşık etme, kadınları peşinden koşturma, kadınları
etkileme yolları.. gibi konularda akıl veriyor.
Akıl vermekle insanlar arası
ilişkilerin(özellikle de karşı cinse karşı) yürüyeceğine pek inanmamakla
birlikte yine de merak ettim nasıl etkileniyormuşuz bakalım diye bir bakayım
dedim.
Kadınlar erkekleri
etkilemek için çeşitli taktikler kullanır, istediğini yaptırmak için her yolu
denermiş, eğer bir kadının anlaşılamaz bir davranışı varsa mutlaka kafasında
planladığı sinsi bir planı varmış, kadınlara karşı umursamaz görünecek onun
taktiklerine karşı yeni taktikler geliştirecek onu alt edecekmişsin bilmem ne diye uzayıp gidiyor.
Kadın değil baş düşmanın adeta!!
Allah'ııım meğer bu kadınlar şeytanın küçük birer minyatürleri,
Türkiye'deki şubeleri ve iblisin vücut bulmuş haliymiş.. (Kendimden korktum
yeminlen!) Dünyadaki en tehlikeli tür: kadın.
Ama bu taktikler bana çok yetersiz geldi, şeytanla öyle baş edilmez böyle edilir diyorum ve şeytan çıkarma tekniklerini hemen veriyorum efem:
Şeytanı görür görmez Felak Nas'a başla!
Evet bu aşamada o şeytanı defetmek için Felak ve Nas surelerini okumaya başlıyoruz. İşe yaramadı mı? Hemen bir bardak kadar zemzem suyunu hiç acımadan yüzüne yüzüne serpiyoruz, zemzem suyu yoksa okunmuş su da olabilir. Bu da işe yaramazsa karşımızda azılı bir şeytan var demektir ki bu durumda imam hoca ne bulursak çağırıp profesyonel yardım istiyoruz. (Her daim içimizde bir adet muska taşımayı da ihmal etmiyoruz)
En kötüsü: Melek yüzlü şeytan
Irkının en tehlikeli türü olan bu melek görünen şeytanlar çok iyi niyetli sevimli görünürler ama sakın kanmayın siz onlara! Size saati mi sordu kesin seni kullanmak gibi kötü emelleri var üzerinde, sabah günaydın mı dedi seni kafaya takmış, arkadaş ortamında seninle mi konuştu %100 senin boş anını kolluyor. Sakın ola inanayım deme onunla konuşmamak için havalara falan bak, sana soru sorarsa "sinek mi vızıldıyo" türünden iğrenç esprilerle kendinden soğutmaya çalış ve hemen akabinde boynundaki muskayı göster çarpılmışa dönecektir, bu onu sert bir dille uyarmaya yetecektir. Hala ısrarlı davranıyorsa "bismillah, kış kış cinler şeytanlar" diyerek lafa başla ki kiminle dans ettiğini görsün..
Radikal Önlem: Alarm
Bu melek yüzlü şeytandan olabildiğince uzağa kaçmak gerek. Hatta eve arabaya alarm taktırmalı.. Bir kadın olur da eve falan yaklaşayım derse hemen kapının üstünden bir kova benzin dökülmeli baktın kaçmıyor çok ısrarlı seni baştan çıkarma konusunda bir de üzerine kibrit çakmalı..
O değil de!
Madem bu kadar azılı düşman, ne yapacağı belli olmayan psikopat
bir kız var çevrende veya hayatında çıkar şu şeytanı hayatından da kurtul dmi
ama.. Sonra sen sağ biz selamet. (100$ karşılığında şeytan çıkarma ayinleri
yapılır)
Yok çevrendeki hatta dünyadaki bütün kadınlar sinsi birer yılan diyorsan kesin sen haklısındır, tabi canım bütün aşk şairleri, edebi şahsiyetler ve bir çok insan yanılmış tatlım. Niye daha önce senin gibi bir insan çıkıp da söylememiş!..
İçinizdeki şeytanı öldürmeyin diyorum ve yanaklarınızdan mıncırıyorum..
Görsel alıntı buradan
Gönderen
gerbera
zaman:
9/07/2012 01:05:00 ÖÖ
0
yorum
Etiketler:
iblis,
kadın,
şeytan,
şeytan çıkarma,
yaşam
5 Eylül 2012 Çarşamba
Kısa kısa..
"Ay ben hiç kızlarla
anlaşamıyorum, bütün arkadaşlarım erkek." Neden
bir kızın hiç kız arkadaşı olmaz? Uyuzdur da ondan.. Bir kızın hiç sevdiği bir
kız arkadaşı yoksa, hiç mi hiç bir kızla anlaşamıyorsa o bildiğin uyuzdur işte!
Yok bayanlar biraz kıskanç oluyormuş, dedikoducu ve fesat oluyormuş, birbirini
çekemiyormuş bilmemne.. Sen çok mu farklısın be zekiye'cim ?
Hayat süprizlerle doluymuş.. kimse bana süpriz yapmıyor halbuki, hayat bile..
Önemli olan iç güzelliği diyen arkadaşlarıma sesleniyorum, evleneceğin insanın röntgenini mi çektiriyorsunuz acaba? Tamam huyu da güzel olsun da hilkat garibesi de olmasın ama dmi..
Hiç dizi izlemeyen ama her dizide ne olup bittiğini bilen bana büyük bir alkış lütfen..
Aman efendim kimler gelmiş diyen insanın gözleri mi bozuktur yoksa abartı müptelası mıdır hep merak etmişimdir.. Bir de küçük çocuk geldiğinde "ayy sen mi geldin" diyerek çocuğun kendisini bile tereddüde düşüren teyzeler çocukluğunda ne yaşamış olabilir..
Çocukken her ezan okunduğunda denilen "Aziz Allah" cümlesini, "ez Allah" olarak anlayan ve Allah kimi ezecek acaba diye düşünen bana ikinci alkış da geliyooor..
Ailesiyle film izlerken çıkan öpüşme sahnelerini aa kuş geçiyor galiba edasında havaya bakarak geçiren, tek başına olduğunda ise gözünü kırpmadan izleyen insana Türk insanı denir.
Sokakta şu, evde bu, mutfakta o olurum diyen insanda bir çeşit çok kişiliklilik hastalığı ya da şizofreni olduğunu söyleyebilir miyiz?
Sosyal paylaşım sitelerinde geçirdikleri en iğrenç tatili bile bol bol fotoğraflayarak, "tatil huzuru, deniz kum ve güneş" vb başlıklarla paylaşan ve havalı olma unsuru olarak kullanan arkadaşlara selam olsun..
İtiraf ediyorum Türkçe'si varken İngilizce sözcükleri tercih edenlerin dilini koparıp "what's up man?" diyesim geliyor.. (bakınız: blog dünyasında sıkça kullanılan Türkçe'si kendin yap olan "diy")
Şimdilik bu kadar.
Kısa dedim uzatmatmayım diyorum ve yanaklarınızdan
mıncırıyorum...:)
Camide bir gelin ve damat!
Stüdyo dışında çekilen düğün fotoğraflarını oldum olası sevmişimdir; ormanda yeşillik börtü böcek içinde olsun, deniz kenarında kordonda falan olsun hatta tarihi mekanlarda çekilenler.. Hepsi iyi hoş da camide düğün fotoğrafları çekildiğini ilk defa görüyorum.
Rize'de bir fotoğraf stüdyosu camide düğün fotoğrafları için çekim yapmış.. Tabi kutsal bir mekan olduğu için benim aklıma bazı soru işaretleri geldi; bir ibadet yeri olduğundan bir sakınca veya dikkat edilmesi gereken bir nokta var mıdır? Yapılması dini açıdan doğru mudur? Sadece görsel zenginlik için mi tercih edildi? bu fotoğraflarda cami de çekiyoruz çünkü biz dindarız mesajı da veriliyor mu? ya da gelin açık olsa gene camide çekilir mi bu fotoğraflar?
Görsellik açısından gerçekten hoş olmuş; ama yine de kafam
karıştı.. Sizce?
Daha fazlası için tık tık
Gönderen
gerbera
zaman:
9/05/2012 12:46:00 ÖÖ
2
yorum
Etiketler:
cami,
damat,
düğün,
düğün fotoğrafları,
fotoğraf,
gelin,
yaşam
4 Eylül 2012 Salı
Tavsiye Olunur: Aşkın Gözyaşları II
Genelde seri halinde
kitapları sevmem.. Nadiren devamını merak ettiğim okumak istediğim kitaplardan
biri. Devamını dediğime bakmayın zira ilk kitapta Şems'in ağzından dinlediğimiz
ve onun bakış açısıyla okuduğumuz aynı olay ve durumları bu sefer de Hz Mevlana'nın
ağzından dinliyoruz.
Şems'in sert, keskin köşeli, sadece ve sadece
gerçeklerin hakimiyetindeki ayaz rüzgarların estiği bu zor dünyadan; merhamet,
şefkat ve hoşgörünün hakimiyetindeki Mevlana'nın dünyasına yumuşak bir geçiş
yapmak gibi.. Olaylara farklı bakış açılarıyla farklı dünyalardan bakmak için
bire bir..
Okurken sizi, yaşamınızı, mutlu ve mutsuz
olduklarınızı sorgulatacak bir kitap.. Kesin okumam lazım bu kitabı dedirtecek
bazı satırlar:
"Suskunluğumu seninle bozuyorum. Son nefes senin adını
sürüyorum dudaklarıma, sana kapatıyorum oruç niyetine; iftarım senin adınla
oluyor yine. Aşkın adını sen koydum, bütün sevdalar kıskandı.."
"İnsanlar ihtiras dolu şehvetli arzularına aşk ismini veriyorlar. Sevgiyi sahiplenmek görüyorlar. Kendilerine köle ararken köleleştirildiklerinin farkına kafesin içine girdiklerinde varıyorlar. O halde sevgili kim? Sevgiliyi sevenleri sevmişsen, sevgiliyi tanımışsın demektir. Bunun adı aşktır işte..."
"Aşkın sırrı, cehennemden korkmamak ve cenneti arzulamamaktır. Rahmani nefesin parçası olmaktır. Asıl vatana dönmektir, saf tevazu hazinesidir. Âlemlere rahmet olan sultanımız Efendimizin (s.a.v) güzelliğini görmek ve hissetmektir. Aşkı Cenab-ı Hakk’ın cemali vasıtasıyla öğrenmektir. Su yerine susuzluğu aramaktır, açlığın gıdamız haline gelmesidir, Allah’tan Allah’a yakınlığı satın almaktır, kusurlarımızın farkına varmaktır. Rabbimizin bize duyduğu sevgiden dolayı var olduğumuzu bilmektir, her şeyi Onun nuruyla görmektir. Hem âşık hem maşuk olmaktır..."
Daha fazla vıdı vıdı etmiyorum..:) Okuyun ve siz karar verin..
Gönderen
gerbera
zaman:
9/04/2012 07:53:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
Aşkın Gözyaşları,
Aşkın Gözyaşları 2,
kitap,
Mevlana,
Sinan Yağmur,
Şems,
tavsiye,
Tebrizli Şems
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Pages
11 Eylül 2012 Salı
Yerim seni :)
Gönderen
gerbera
9/11/2012 04:12:00 ÖS
0
yorum
Şu ciddi surat, tatlı
duruş hele o masmavi gözler Allah'ımm beni benden alıyor resmen ya!
Yok arkadaş ben kedi sevmem, (sevenlere lafım yok biraz dengesiz de olsa o da bi canlı).. Şimdi kılışe diyeceksiniz ama nankör
işte nankör.. Kedi besleyen bir tanıdığım var yavruluğundan beri ona bakıyor
ama gene de yaranamıyor o deliye.. geliyor gidiyor ısırıyor, sahibine
pençe atıyo psikopat!
Kuş diyeceksiniz.. İki kuşum var biri dişi biri erkek. Ama öyle
köpek gibi sarılamıyorsun, eline alıp seveyim desen bir yeri incinecek diye
korkuyorsun, narin bir canlı sonuçta.. Şöyle bir ağız tadıyla kafasını okşayıp
sevemiyorsun ki doya doya.
Köpek öyle mi hiç? bir dediğini iki etmez seni görünce sevinir,
sen yokken üzülür, eğitirsen terliklerini bile ayağına kadar getirir..:) Öyle
de düşünceli bir hayvanceiz..
Bir köpeğin olacak mıncıklaya mıncıklaya seveceksin, bazen birlikte
çimenlerde yuvarlanacak, onunla boğuşacaksın hatta ben onu yerim bile ısırırım
falan..:) (sado-mazo sevgi bi anlayışım var sanırsam)
Bahçeli bir evim olursa %100 alacağım bir sibirya kurdu ama malum
apartman gibi toplu yaşam alanlarında zor.. Şimdilik bir süre daha hayal olarak
kalacak..
Görsel alıntı buradan
10 Eylül 2012 Pazartesi
Tek kare
Gönderen
gerbera
9/10/2012 04:48:00 ÖS
Bazen sayfalarca yazılar, saatlerce konuşmalar anlatamaz tek bir
karenin anlattığını..
Almanya'nın Berlin
kentinde sünnet yasağına karşı yahudi ve müslümanlar birlikte eylem yapar ve
eylemde Almanya Türk Toplumu başkanı bir yahudi ile başlıklarını değiştirir,
başına bir kipa takarak konuşmasını yapar..
Normal zamanlarda da böyle olabilsek ya!..
Görsel alıntı buradan
9 Eylül 2012 Pazar
Çok hayalim var boyumdan büyük, hayattan çok küçük..
Gönderen
gerbera
9/09/2012 05:32:00 ÖS
Hayalleri olmalı insanın, ulaşmaya
çalıştığı, tabi hataları da olmalı ders çıkardığı ve her anı doya doya yaşamalı
hiç keşke demeden.. Çok hayalim var boyumdan büyük, hayattan çok küçük..
Hayal kurmayı severim;
hayalleri olmadan yaşayan insan geçekten yaşamış sayılmaz bence.
Bazen hayatta zor dönemlerden geçeriz böyle zamanlar bile
gereklidir aslında; çünkü sana iki tercih sunar hayat sana. Ya zor durumla başa
çıkamayıp vasat bir hayatı tercih edersin. Ya da onunla baş ederek en azından
etmeye çalışarak hayallerinin peşinden koşmaya devam edersin. (Hayallerine
ulaşamazsan bile en azından denedim dersin.) Çünkü zor zamanlarda verilir böyle
kararlar kimse hayatı çok iyiyken her şey yolunda giderken önemli kararlar
almaz, zor bir dönemin ardından alınır önemli kararlar.. Sen hayallerine
ulaştın mı derseniz henüz değil ama deniyorum..:)
Her şeyin bir sebebi vardır. Rastlantı mı? saçmalık, yok öyle bir
şey. Hatalarımızın bile sebepleri var hatta başımızı duvarlara vurmayı
isteyecek kadar kötü olan hatalarımızın bile.. Sadece ders almak için değil,
hayatı ve kendimizi tanımak için de.. İnsanın kendini tanıması bile büyük bir
meziyet, herkes yapamıyor çünkü..
Bana kalsa daha çok vıdı vıdı ederim ama benden daha güzel sözler
eden, daha bilge ve tabi ki çok daha zeki birinden duymanız daha yararlı olur
bence. İşte Einstein'dan hayat dersleri;
Merakının peşinden git..
Merak etmelisin.. Hatta bazen bir kedi kadar meraklı olmak gerek,
tabi kediyi öldüren merak cinsinden değil..:)
Bilgi deneyimden gelir..
Her zaman pratik teoriden daha önemlidir. Tecrübe etmeden
bilemezsin nasıl olduğunıu..
Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleme..
Her gün yat kalk aynı şeyleri yap sonra niye benim hayatım
böyle!..
Değer yarat. Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalış..
Bazen başarılı olmaktan daha önemli olan şey değerli ve
sevilen bir insan olarak anılmaktır. Her zaman başarılı olamayabiliriz ama
davranış ve hareketlerimizle her zaman değerli olmayı sağlayabiliriz.
Hata yap!
Hatalar da insanlar için, bana mükemmel olan bir kişi göster
bulabilirsen! Hiç hata yapmayan insan hayatında hiçbir şey yapmamış demektir!
yani bildiğin ot gibi yaşamış..
Hayal kur. Hayallerin başarma gücü verir..
Hayal kurmadan yaşanmaz ki :) Bol bol hayal kur ve tabi günün
birinde bu hayallere ulaşacağın hayalini de kur..
Anı yaşa.
Şimdi ne yapıyorsan keyif almaya çalış, yaptığın her şeyden her
andan keyif al..
Bugüne odaklan.
Dünü konuşup yakınmayı bırak, yarını düşünüp endişelenmeyi kes! Bu
an tekrar gelmeyecek veya tekrar bu yaşta olamayacaksın, keyfini çıkar..:)
Azimli ol. Azim paha biçilemezdir.
Azim en büyük silahtır, keşke daha fazla olsaydı bende de..:)
Kuralları öğren ve herkesten iyi oyna!
Kuralları öğrenmek bazen zaman alsa da öğrendikten sonra epey
keyifli olan oyunlar vardır ya.. Hayat da bir oyuna benzemiyor mu sence? :)
Hayal kurarak uykuya daldığımız geceler, bol bol ufak hatalar ve
kıymetini bildiğimiz güzel anlar diliyorum. Yanaklarınızdan mıncırmayı da ihmal
etmiyorum...:)
Görsel alıntı buradan
7 Eylül 2012 Cuma
Seytan Çıkarma!
Gönderen
gerbera
9/07/2012 01:05:00 ÖÖ
Son zamanlarda bir siteye
takılıyor gözlerim. (İsim vermiyorum) Erkeklere bayanlara yaklaşma taktikleri,
beğendiğin kızı kendine aşık etme, kadınları peşinden koşturma, kadınları
etkileme yolları.. gibi konularda akıl veriyor.
Akıl vermekle insanlar arası
ilişkilerin(özellikle de karşı cinse karşı) yürüyeceğine pek inanmamakla
birlikte yine de merak ettim nasıl etkileniyormuşuz bakalım diye bir bakayım
dedim.
Kadınlar erkekleri
etkilemek için çeşitli taktikler kullanır, istediğini yaptırmak için her yolu
denermiş, eğer bir kadının anlaşılamaz bir davranışı varsa mutlaka kafasında
planladığı sinsi bir planı varmış, kadınlara karşı umursamaz görünecek onun
taktiklerine karşı yeni taktikler geliştirecek onu alt edecekmişsin bilmem ne diye uzayıp gidiyor.
Kadın değil baş düşmanın adeta!!
Allah'ııım meğer bu kadınlar şeytanın küçük birer minyatürleri,
Türkiye'deki şubeleri ve iblisin vücut bulmuş haliymiş.. (Kendimden korktum
yeminlen!) Dünyadaki en tehlikeli tür: kadın.
Ama bu taktikler bana çok yetersiz geldi, şeytanla öyle baş edilmez böyle edilir diyorum ve şeytan çıkarma tekniklerini hemen veriyorum efem:
Şeytanı görür görmez Felak Nas'a başla!
Evet bu aşamada o şeytanı defetmek için Felak ve Nas surelerini okumaya başlıyoruz. İşe yaramadı mı? Hemen bir bardak kadar zemzem suyunu hiç acımadan yüzüne yüzüne serpiyoruz, zemzem suyu yoksa okunmuş su da olabilir. Bu da işe yaramazsa karşımızda azılı bir şeytan var demektir ki bu durumda imam hoca ne bulursak çağırıp profesyonel yardım istiyoruz. (Her daim içimizde bir adet muska taşımayı da ihmal etmiyoruz)
En kötüsü: Melek yüzlü şeytan
Irkının en tehlikeli türü olan bu melek görünen şeytanlar çok iyi niyetli sevimli görünürler ama sakın kanmayın siz onlara! Size saati mi sordu kesin seni kullanmak gibi kötü emelleri var üzerinde, sabah günaydın mı dedi seni kafaya takmış, arkadaş ortamında seninle mi konuştu %100 senin boş anını kolluyor. Sakın ola inanayım deme onunla konuşmamak için havalara falan bak, sana soru sorarsa "sinek mi vızıldıyo" türünden iğrenç esprilerle kendinden soğutmaya çalış ve hemen akabinde boynundaki muskayı göster çarpılmışa dönecektir, bu onu sert bir dille uyarmaya yetecektir. Hala ısrarlı davranıyorsa "bismillah, kış kış cinler şeytanlar" diyerek lafa başla ki kiminle dans ettiğini görsün..
Radikal Önlem: Alarm
Bu melek yüzlü şeytandan olabildiğince uzağa kaçmak gerek. Hatta eve arabaya alarm taktırmalı.. Bir kadın olur da eve falan yaklaşayım derse hemen kapının üstünden bir kova benzin dökülmeli baktın kaçmıyor çok ısrarlı seni baştan çıkarma konusunda bir de üzerine kibrit çakmalı..
O değil de!
Madem bu kadar azılı düşman, ne yapacağı belli olmayan psikopat
bir kız var çevrende veya hayatında çıkar şu şeytanı hayatından da kurtul dmi
ama.. Sonra sen sağ biz selamet. (100$ karşılığında şeytan çıkarma ayinleri
yapılır)
Yok çevrendeki hatta dünyadaki bütün kadınlar sinsi birer yılan diyorsan kesin sen haklısındır, tabi canım bütün aşk şairleri, edebi şahsiyetler ve bir çok insan yanılmış tatlım. Niye daha önce senin gibi bir insan çıkıp da söylememiş!..
İçinizdeki şeytanı öldürmeyin diyorum ve yanaklarınızdan mıncırıyorum..
Görsel alıntı buradan
5 Eylül 2012 Çarşamba
Kısa kısa..
Gönderen
gerbera
9/05/2012 11:50:00 ÖS
"Ay ben hiç kızlarla
anlaşamıyorum, bütün arkadaşlarım erkek." Neden
bir kızın hiç kız arkadaşı olmaz? Uyuzdur da ondan.. Bir kızın hiç sevdiği bir
kız arkadaşı yoksa, hiç mi hiç bir kızla anlaşamıyorsa o bildiğin uyuzdur işte!
Yok bayanlar biraz kıskanç oluyormuş, dedikoducu ve fesat oluyormuş, birbirini
çekemiyormuş bilmemne.. Sen çok mu farklısın be zekiye'cim ?
Hayat süprizlerle doluymuş.. kimse bana süpriz yapmıyor halbuki, hayat bile..
Önemli olan iç güzelliği diyen arkadaşlarıma sesleniyorum, evleneceğin insanın röntgenini mi çektiriyorsunuz acaba? Tamam huyu da güzel olsun da hilkat garibesi de olmasın ama dmi..
Hiç dizi izlemeyen ama her dizide ne olup bittiğini bilen bana büyük bir alkış lütfen..
Aman efendim kimler gelmiş diyen insanın gözleri mi bozuktur yoksa abartı müptelası mıdır hep merak etmişimdir.. Bir de küçük çocuk geldiğinde "ayy sen mi geldin" diyerek çocuğun kendisini bile tereddüde düşüren teyzeler çocukluğunda ne yaşamış olabilir..
Çocukken her ezan okunduğunda denilen "Aziz Allah" cümlesini, "ez Allah" olarak anlayan ve Allah kimi ezecek acaba diye düşünen bana ikinci alkış da geliyooor..
Ailesiyle film izlerken çıkan öpüşme sahnelerini aa kuş geçiyor galiba edasında havaya bakarak geçiren, tek başına olduğunda ise gözünü kırpmadan izleyen insana Türk insanı denir.
Sokakta şu, evde bu, mutfakta o olurum diyen insanda bir çeşit çok kişiliklilik hastalığı ya da şizofreni olduğunu söyleyebilir miyiz?
Sosyal paylaşım sitelerinde geçirdikleri en iğrenç tatili bile bol bol fotoğraflayarak, "tatil huzuru, deniz kum ve güneş" vb başlıklarla paylaşan ve havalı olma unsuru olarak kullanan arkadaşlara selam olsun..
İtiraf ediyorum Türkçe'si varken İngilizce sözcükleri tercih edenlerin dilini koparıp "what's up man?" diyesim geliyor.. (bakınız: blog dünyasında sıkça kullanılan Türkçe'si kendin yap olan "diy")
Şimdilik bu kadar.
Kısa dedim uzatmatmayım diyorum ve yanaklarınızdan
mıncırıyorum...:)
Camide bir gelin ve damat!
Gönderen
gerbera
9/05/2012 12:46:00 ÖÖ
Stüdyo dışında çekilen düğün fotoğraflarını oldum olası sevmişimdir; ormanda yeşillik börtü böcek içinde olsun, deniz kenarında kordonda falan olsun hatta tarihi mekanlarda çekilenler.. Hepsi iyi hoş da camide düğün fotoğrafları çekildiğini ilk defa görüyorum.
Rize'de bir fotoğraf stüdyosu camide düğün fotoğrafları için çekim yapmış.. Tabi kutsal bir mekan olduğu için benim aklıma bazı soru işaretleri geldi; bir ibadet yeri olduğundan bir sakınca veya dikkat edilmesi gereken bir nokta var mıdır? Yapılması dini açıdan doğru mudur? Sadece görsel zenginlik için mi tercih edildi? bu fotoğraflarda cami de çekiyoruz çünkü biz dindarız mesajı da veriliyor mu? ya da gelin açık olsa gene camide çekilir mi bu fotoğraflar?
Görsellik açısından gerçekten hoş olmuş; ama yine de kafam
karıştı.. Sizce?
Daha fazlası için tık tık
4 Eylül 2012 Salı
Tavsiye Olunur: Aşkın Gözyaşları II
Gönderen
gerbera
9/04/2012 07:53:00 ÖS
Genelde seri halinde
kitapları sevmem.. Nadiren devamını merak ettiğim okumak istediğim kitaplardan
biri. Devamını dediğime bakmayın zira ilk kitapta Şems'in ağzından dinlediğimiz
ve onun bakış açısıyla okuduğumuz aynı olay ve durumları bu sefer de Hz Mevlana'nın
ağzından dinliyoruz.
Şems'in sert, keskin köşeli, sadece ve sadece
gerçeklerin hakimiyetindeki ayaz rüzgarların estiği bu zor dünyadan; merhamet,
şefkat ve hoşgörünün hakimiyetindeki Mevlana'nın dünyasına yumuşak bir geçiş
yapmak gibi.. Olaylara farklı bakış açılarıyla farklı dünyalardan bakmak için
bire bir..
Okurken sizi, yaşamınızı, mutlu ve mutsuz
olduklarınızı sorgulatacak bir kitap.. Kesin okumam lazım bu kitabı dedirtecek
bazı satırlar:
"Suskunluğumu seninle bozuyorum. Son nefes senin adını
sürüyorum dudaklarıma, sana kapatıyorum oruç niyetine; iftarım senin adınla
oluyor yine. Aşkın adını sen koydum, bütün sevdalar kıskandı.."
"İnsanlar ihtiras dolu şehvetli arzularına aşk ismini veriyorlar. Sevgiyi sahiplenmek görüyorlar. Kendilerine köle ararken köleleştirildiklerinin farkına kafesin içine girdiklerinde varıyorlar. O halde sevgili kim? Sevgiliyi sevenleri sevmişsen, sevgiliyi tanımışsın demektir. Bunun adı aşktır işte..."
"Aşkın sırrı, cehennemden korkmamak ve cenneti arzulamamaktır. Rahmani nefesin parçası olmaktır. Asıl vatana dönmektir, saf tevazu hazinesidir. Âlemlere rahmet olan sultanımız Efendimizin (s.a.v) güzelliğini görmek ve hissetmektir. Aşkı Cenab-ı Hakk’ın cemali vasıtasıyla öğrenmektir. Su yerine susuzluğu aramaktır, açlığın gıdamız haline gelmesidir, Allah’tan Allah’a yakınlığı satın almaktır, kusurlarımızın farkına varmaktır. Rabbimizin bize duyduğu sevgiden dolayı var olduğumuzu bilmektir, her şeyi Onun nuruyla görmektir. Hem âşık hem maşuk olmaktır..."
Daha fazla vıdı vıdı etmiyorum..:) Okuyun ve siz karar verin..
Bi bana baksana!!
Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J









