Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

1 Ekim 2012 Pazartesi

Yagmur durma!


Yağmur yağdı sonunda.. 

Yağmur eşliğinde çıkan toprak kokusunu, yağmur damlalarının yere çarpmasıyla çıkan yağmur sesini hatta şimşekleri bile özlemişim..

Keşke tek başıma değil de sevdiğim biriyle birlikte izleyebilseydik..

Bayılıyorum şu toprak kokusuna, ohh miss..:) 


Bu yağmur eşliğinde Murathan Mungan'dan Herkes ve Birkaç Kişi şiirini dinlemenin tam zamanıdır bence..

Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi

Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan

Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenmez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan

Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi

Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.



Yağmur kokusu eşliğinde şimşekler havayı aydınlatırken güzel gitti diyorum ve yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)





Görsel alıntı buradan
Devamını Oku

30 Eylül 2012 Pazar

Oturmaya mı geldik, hobaaa :)


Eş dost yakın akraba düğünlerinde sandalyeye çivilenerek yerinden kalkmayan; tanımadıkları insanların düğününde ise iki saniye oturmayan, göbecikler atan gerberadan hepinize selamlar efem..:)




Nerden geldi bu oynama aşkı valla ben de bilmiyorum.. Akşam yakınlardan müzik sesi geliyordu hadi bi gidelim bakalım hem izleriz dedik.. Ama izledik mi? asla! Oynamaktan izlemeye vakit mi kaldı diye sormak lazım önce..:)


Çimenlere oturmuştuk yanı başımızdaki düğüne bakıyorduk ki, kızlar geldi yanımıza "hadi kalkın bakalım oynucaz.." Tabi önce bir naz bir niyaz bizde, sanki kraliyet ailesindeniz de göbek atmaya utanıyoruz.. Yok olmaz bir sürü insan falan, hem hepsi de yabancı utanırız falan derken.. Bir an arkadaşa döndüm "sen kalkarsan ben de kalkarım" demeye kalmadan "e ne duruyosun kalk hadi o zaman" diye cevabı yapıştırması bir oldu..:) Meğer bi kıvılcım bekliyormuşuz..:)


Kenarda köşede 5-6 kız birlikte kendi aramızda oynamamızla başlayan düğün maceramız, düğün sahibinin "kızlar burada oynayamazsınız.. ya sahnede oynarsınız ya da hiç oynamazsınız" şeklinde konuşmasıyla bizi sahneye atarak karşı atak yapmasıyla bir anda sahnede bulduk kendimizi! Bir an bi baktım düğün sahibi teyze beni kolumdan tutmuş sahneye sürüklüyor.. Gerisini hatırlımıyorum, o andan sonrası kopmuş bende..:)


Sonrasında hatırladığım bazı kareler: çile bülbülüm derken hep bir ağızdan çileeeeeeeee diye boğaz patlatma anı, orkestranın tamam mı devam mı sorularına devaaaaaam diye kendimizi yırtmamız, hiç tanımıdağım kızlarla karşılıklı çiftetelli oynamamız ve ankara havasında göbecikler atmamız..


Ben oynamayı bilmiyorum ama diyen ben, kendim bile şaşırdım.. Demek ki oynamayı bilmiyorum ben diye naz yapanlardan korkmak lazımmış meğer!..


Oynamaktan korkmayın diyorum ve yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)



Not: Düğün sahipleri bizi çok iyi ağırladı ama :) malum düğünde en çok oynayan biz olunca, bizi pastalar kurabiyelerle, kolalar fantalar gazozlarla beslediler.. Ağırlama yönünden düğün sahiplerine 30 puan!

Hafiften kıskandım ama gelini de çok beğendim.. Güzel oynayışı, pistte uzun süre kalması ve cana yakın hareketleri (özellikle de gelinle karşılıklı oynadıktan sonra) ile benden bir 40 puan daha..:) (Ne uzun not oldu bea)


Geceyi 70 puanla tamamlayarak gecenin 1. olan bu güzel çiftimize hayatta başarılar evliliklerinde bol bol mutluluklar diliyoruz ve yerlerine(balayına) gönderiyoruuuuzz..:) 










Görsel alıntı buradan
Devamını Oku

Seyre dursun aşk! :)







Bu aralar çok dilime takıldı..  Bir de birlikte dinleyelim..:)



Video açılmazsa buraya tık tık



Devamını Oku

Güne güzel baslayalım..:)








Gülümse bakayım...:)











Devamını Oku

Nolur nolur..







Şöyle bir evim olsun ya! Lütfen lütfen lütfeeen.. :)








Devamını Oku

ilginç teselli diyalogları


İki haftadır gözlerimi şişmiş gören arkadaş üzülme bu kadar, bak sen şu çocuğu bi denesene dedi. -'Oha hayvan, eşya mı deniyoruz' dedim o günden beri bana selam vermiyor..


Karşıma çıkan herkes üzülme diyor! Lan bırakın da üzüleyim biraz dedim, geber o zaman dediler.. (arkadaşlarımın ortası yok!) 



Sedoşum da bana sürekli yas sürecindesin sen, bak yastasın diyor.. Biri mi öldü lan? demeye kalmadan doğru ya dedim.. 


Tamam bea tamam sen de başlama, biraz daha var sonra düzelicem.. Yas tutmadan sevinç olmaz, az kaldı sabret biraz sayın okuyucu, valla bak!


Hemen içim karardı deme bu son artık neşeli yazcam... 


Not: lanlu lunlu, ohalı çüşlü konuşmalarımdan da anlaşıldığı üzere içimdeki kabasakal bir türlü rahat durmuyor..:)







Görsel alıntı buradan
Devamını Oku

29 Eylül 2012 Cumartesi

Çince sözlük olmak!


Anlaşılmaz olmak garip, hatta bazen kendini bile anlayamamak.. Çince sözlük gibi. Öğrenmek ister gibi sanki, açar, bakar, okur okur... En son safhada öğrendiği şey ise yarım yamalak söyleyebildiği birkaç kelimeden ibaret olur; ki bu da büyük hayal kırıklığı demektir..








Çünkü anlaşılamamaktan daha kötü olan şey, yalan yanlış anlaşılmaktır..


Anlayışlı arkadaşlarımızı koruyalım; sevelim, sevmeyenleri uyaralım lütfen!..:) Zira nesilleri tükenmek üzere.. 





Devamını Oku

Pages

1 Ekim 2012 Pazartesi


Yağmur yağdı sonunda.. 

Yağmur eşliğinde çıkan toprak kokusunu, yağmur damlalarının yere çarpmasıyla çıkan yağmur sesini hatta şimşekleri bile özlemişim..

Keşke tek başıma değil de sevdiğim biriyle birlikte izleyebilseydik..

Bayılıyorum şu toprak kokusuna, ohh miss..:) 


Bu yağmur eşliğinde Murathan Mungan'dan Herkes ve Birkaç Kişi şiirini dinlemenin tam zamanıdır bence..

Yağmur herkese yağar
Güneş ısıtır herkesi
Mevsimler herkes içindir
Yalnız çığ altında kalan
Sele kapılan her zaman birkaç kişi

Herkes içindir aşk da ayrılık da
Yalnızca birkaç kişi ölür acıdan
Eskiden ölümle tartılırdı ayrılık
Kiminin hayatı yalnızca unutkanlıktan

Her şey, herkes için değildir oysa
Kimi hiçbir şey öğrenmez karanlıktan
Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi
Kimi ayrılamaz karanlıktan

Yağmur herkese yağar
Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini
Onca şarkı onca film onca roman
Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi

Çığ altında kalan sele kapılan
Aşktan ve acıdan ölen
Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter
Aslında onların hikayesidir anlatılan
Diğerleri dinler, seyreder, geçer gider
Geçer gider herkes
Hikayelerdir geriye kalan.



Yağmur kokusu eşliğinde şimşekler havayı aydınlatırken güzel gitti diyorum ve yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)





Görsel alıntı buradan

30 Eylül 2012 Pazar


Eş dost yakın akraba düğünlerinde sandalyeye çivilenerek yerinden kalkmayan; tanımadıkları insanların düğününde ise iki saniye oturmayan, göbecikler atan gerberadan hepinize selamlar efem..:)




Nerden geldi bu oynama aşkı valla ben de bilmiyorum.. Akşam yakınlardan müzik sesi geliyordu hadi bi gidelim bakalım hem izleriz dedik.. Ama izledik mi? asla! Oynamaktan izlemeye vakit mi kaldı diye sormak lazım önce..:)


Çimenlere oturmuştuk yanı başımızdaki düğüne bakıyorduk ki, kızlar geldi yanımıza "hadi kalkın bakalım oynucaz.." Tabi önce bir naz bir niyaz bizde, sanki kraliyet ailesindeniz de göbek atmaya utanıyoruz.. Yok olmaz bir sürü insan falan, hem hepsi de yabancı utanırız falan derken.. Bir an arkadaşa döndüm "sen kalkarsan ben de kalkarım" demeye kalmadan "e ne duruyosun kalk hadi o zaman" diye cevabı yapıştırması bir oldu..:) Meğer bi kıvılcım bekliyormuşuz..:)


Kenarda köşede 5-6 kız birlikte kendi aramızda oynamamızla başlayan düğün maceramız, düğün sahibinin "kızlar burada oynayamazsınız.. ya sahnede oynarsınız ya da hiç oynamazsınız" şeklinde konuşmasıyla bizi sahneye atarak karşı atak yapmasıyla bir anda sahnede bulduk kendimizi! Bir an bi baktım düğün sahibi teyze beni kolumdan tutmuş sahneye sürüklüyor.. Gerisini hatırlımıyorum, o andan sonrası kopmuş bende..:)


Sonrasında hatırladığım bazı kareler: çile bülbülüm derken hep bir ağızdan çileeeeeeeee diye boğaz patlatma anı, orkestranın tamam mı devam mı sorularına devaaaaaam diye kendimizi yırtmamız, hiç tanımıdağım kızlarla karşılıklı çiftetelli oynamamız ve ankara havasında göbecikler atmamız..


Ben oynamayı bilmiyorum ama diyen ben, kendim bile şaşırdım.. Demek ki oynamayı bilmiyorum ben diye naz yapanlardan korkmak lazımmış meğer!..


Oynamaktan korkmayın diyorum ve yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)



Not: Düğün sahipleri bizi çok iyi ağırladı ama :) malum düğünde en çok oynayan biz olunca, bizi pastalar kurabiyelerle, kolalar fantalar gazozlarla beslediler.. Ağırlama yönünden düğün sahiplerine 30 puan!

Hafiften kıskandım ama gelini de çok beğendim.. Güzel oynayışı, pistte uzun süre kalması ve cana yakın hareketleri (özellikle de gelinle karşılıklı oynadıktan sonra) ile benden bir 40 puan daha..:) (Ne uzun not oldu bea)


Geceyi 70 puanla tamamlayarak gecenin 1. olan bu güzel çiftimize hayatta başarılar evliliklerinde bol bol mutluluklar diliyoruz ve yerlerine(balayına) gönderiyoruuuuzz..:) 










Görsel alıntı buradan







Bu aralar çok dilime takıldı..  Bir de birlikte dinleyelim..:)



Video açılmazsa buraya tık tık










Gülümse bakayım...:)

















Şöyle bir evim olsun ya! Lütfen lütfen lütfeeen.. :)









İki haftadır gözlerimi şişmiş gören arkadaş üzülme bu kadar, bak sen şu çocuğu bi denesene dedi. -'Oha hayvan, eşya mı deniyoruz' dedim o günden beri bana selam vermiyor..


Karşıma çıkan herkes üzülme diyor! Lan bırakın da üzüleyim biraz dedim, geber o zaman dediler.. (arkadaşlarımın ortası yok!) 



Sedoşum da bana sürekli yas sürecindesin sen, bak yastasın diyor.. Biri mi öldü lan? demeye kalmadan doğru ya dedim.. 


Tamam bea tamam sen de başlama, biraz daha var sonra düzelicem.. Yas tutmadan sevinç olmaz, az kaldı sabret biraz sayın okuyucu, valla bak!


Hemen içim karardı deme bu son artık neşeli yazcam... 


Not: lanlu lunlu, ohalı çüşlü konuşmalarımdan da anlaşıldığı üzere içimdeki kabasakal bir türlü rahat durmuyor..:)







Görsel alıntı buradan

29 Eylül 2012 Cumartesi


Anlaşılmaz olmak garip, hatta bazen kendini bile anlayamamak.. Çince sözlük gibi. Öğrenmek ister gibi sanki, açar, bakar, okur okur... En son safhada öğrendiği şey ise yarım yamalak söyleyebildiği birkaç kelimeden ibaret olur; ki bu da büyük hayal kırıklığı demektir..








Çünkü anlaşılamamaktan daha kötü olan şey, yalan yanlış anlaşılmaktır..


Anlayışlı arkadaşlarımızı koruyalım; sevelim, sevmeyenleri uyaralım lütfen!..:) Zira nesilleri tükenmek üzere.. 





Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena