Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

6 Nisan 2013 Cumartesi

Tavsiye Olunur: Elif Safak, Semspare


Elif Şafak'ın son kitabı Şemspare. Habertürk Gazetesi'nde yazdığı yazılardan derlenmiş, deneme türünden güzel bir kitap..

Ayrıca kitaptaki yazılı unsurları desteklemek için konulan çizimler de kitapla gayet güzel bir bütünlük oluşturmuş.

Şunu anladım ki Elif Şafak'ın kitaplarını okuyorsanız; sadece bir kitap okumuyorsunuz. Kitap içinde binlerce kitap, kitap içinde onlarca film, şiir, hikaye ve hayat görüşü.. 

Benim de çok sevdiğim ders verici bir olay olan Dreyfus olayı, Çek sanatçı ve siyasetçi Vaclav Havel, İranlı kadın şair Füruğ Ferruhzad'ın hikayesi, gerçek bir hikaye olan ormanda kendi başına büyümüş Vahşi Oğlan Peter'ın yaşam serüveninin nasıl da romanlara konu olduğuna kadar daha birçok şey öğretiyor insana..

Ve okunması gereken, bizzat yazar tarafından tavsiye edilen kitaplar: Örümcek Kadının Öpücüğü- Manuel Puig, Shakespeare Olmak- Stephan Greenblatt, Germinal- Emile Zola..

Uzun lafın kısası insanın ufkunu genişleten, yeni serüvenlere sürükleyen, sadece kendi açınızdan değil daha geniş açılardan bakmanızı sağlayan ve belki de pencerelerinizi sadece kendi ülkenizde olup bitenlere değil tüm dünyaya açmanızı sağlayan bir kitap. Okunası bir kitap.



Kitaptan altını çizdiğim bazı bölümler:

Nasıl da tahammülsüz davranıyoruz, aşk söz konusu oldu mu şüphenin kırıntısına dahi. Totaliter aşklarımız. Yayılmacı, işgalci, tahakkümperver. Sevdiğimizin benliğinin haritasını ele geçirmediğimiz tek bir köy ya da kasaba kalmamalı. Emin olmak istiyoruz, yüzde yüz, yüzde beş yüz.

Ölene kadar seveceğim yemini ne kadar temelsiz aslında, boş bir dayatma. Şu anı bilebiliriz sadece, koca bir ömre dair edilen her taahhüt, özünde zorlama.

Her ülkede seçim öncesi fikir ayrılıkları olur ama biz daha ziyade gezegen ayrılıkları yaşıyoruz. Ayrı galaksilerin yaratıkları gibi davranıyoruz birbirimize.

Eğilip bükülmeyen sonunda kırılır, düşünmediler. Eğilip bükülmeyen sonunda kırar, düşünmediler.

Tereddüt inancında, özgüvenin de, aşkın da olmazsa olmazı. Şüpheye ve çelişkiye yer vermeyen aşklar, yalan aşklar!

Dünya bir kütüphane keşfedilmeyi bekleyen. İçinde yaşadığın şehir bir eser açılmayı bekleyen. aşk da insan da bir kitap okunmayı bekleyen...

Vazgeçebilmek bir erdemdir. Bir deli güzel meziyettir ki insan kolay kolay kavrayamaz önemini. Gençken daha zordur buna vasıl olmak... Hayat öğretir bize. Hayat ve bir de kronikleşmiş hatalarımız. Kimilerimiz ise hiçbir zaman öğrenemeyiz. Dersimizi alamayız...

Peki ne yapmalı? Zor da olsa, bırakmaz lazım. Gitmek istiyorsa sevgili, madem ki budur gönlünün dilediği, dilinin söylediği, kenara çekilip yol açmak lazım gidene. Vazgeçebilmek.





Tavsiye olunur..

=)

Devamını Oku

31 Mart 2013 Pazar

Tanıdık geldi mi?







Herkes bu sahneyi ya bizzat yaşamıştır ya da evine gelen küçük bir misafir yaşatmıştır :)









Devamını Oku

15 Mart 2013 Cuma

Tavsiye Olunur: Tess Gerritsen, Cerrah

Genelde çok polisiye kitap tercih eden biri sayılmam; ancak Tess Gerritsen bu konudaki fikirlerimi değiştirdi diyebilirim. Kitabı okurken bir yazarın bu kadar tıbbi terimi bilmesi için ancak doktor olması gerek diye düşünüyordum ki; yazarımız hakkında yaptığım kısa bir araştırmadan sonra bir dahiliye uzmanı olduğunu ve yazmak için mesleğini bıraktığını öğrendim..

 Dünyadaki ilk tıbbi gerilim kitabını yazmış ve bana kalırsa çok da iyi yapmış..

Okuduğum en güzel polisiye/gerilim kitabı diyebilirim sanırım bu kitap için.

Kitabın ilk bölümünden itibaren okuyucuyu elinin içine alan ve her anında sürükleyebilen heyecan verici bir üslubu var..

Konusuna gelecek olursak, bir cerrah ustalığında becerilere sahip bir seri katilin bu becerilerini kurbanların üzerinde uygulamasını konu alıyor kısaca. Ve yarım kalan bir işi tamamlamak için, intikam için, Dr. Cordell için geri dönüyor..

Uzun lafın kısası polisiye/gerilim sevenler mutlaka okusun diyor ve ısrarla tavsiye ediyorum.. :)

Kitabın son sözünden çok beğendiğim son sözleri:


"Ben hiç reddetmedim. Temel tabiatımı kabul ediyor, benimsiyorum. Tanrı'nın yarattığı gibiyim; Tanrı'nın hepimizi yarattığı gibi. Kuzu nasıl kutsanmışsa, aslan da öyle kutsandı. 

Avcı da! "



Tavsiye Olunur..





Devamını Oku

11 Mart 2013 Pazartesi

Bahar mı geldi ne?


Havaların bu denli ısınması, baharın habercisi mi yoksa bildiğin kandırıkçı yalancı bahar mı çözemedim.. En azından baharın gelmesiyle başlayan içimdeki hareketlilik kıpır kıpır olma durumları kandırıkçı değil, bunu biliyorum :) 

Yeni planlarım var bugünlerde.. İçimde kelebekler uçuşuyor sanki, bir sarsılıp kendime gelme vaktim geldi de geçiyor artık. Göktürk Yazıtları'ndaki gibi "Ey Türk titre ve kendine gel" diyesim var kendime :)

Hahaa dedim hohho dediler.. =) Aa bak bunun hikayesini anlatmayı unuttum ben size.


Haha dedim hoho dediler'in öyküsü'ne gelince:
Küçük bir anaokulu öğrencisi öğretmenine dert yanıyor "öğretmenim ben onlara (arkadaşlarına) güldüm, ben haha dedim onlar da hoho dediler.. bana güldüler" diye şikayet etmesi bizde yılın esprisi oldu resmen.. Artık her lafın sonuna hahha dedim hohho dediler diye yapıştırmak gelenek haline geldi :)

Seni sevmiyorum!
O değil de birine 'seni sevmiyorum, ben başkasını seviyorum' dediğinde benim ikimize yetecek kadar sevgim var diyorsa, bu kişinin akıl sağlığından mı şüphe etmek lazım yoksa kendine aşırı özgüvenli olduğunu mu düşünmek gerek.. Biri bana böyle dese yeminlen kahrolurum bir daha yüzüne bakmam ya.. Gurursuzluk bence bu ama; belki de ben yanlış düşünüyorumdur belki de gerçek aşk böyle bir şeydir.  Bu nasıl bir sevgi anlayışı hiç anlayamayacağım sanırım..  


Bir daha içmek yok!!
Akşamdan kalmanın ne olduğu konusunda çok engin bilgilere sahip oldum geçen pazar.. Bugün olmaz başım ağrıyor diyen kadınlara hak verdim yeminlen.. O nasıl bir baş ağrısıdır, kafamın içinde davullar zurnalar eşliğinde Fadime'nin düğünü çalıyordu resmen.. Ayrıca öğleden sonra 5 saat uyuyup da gece 11'de tekrar uyuyabilen bana da büyük bir alkış lütfeenn.. :)




O kadar hafifim ki!
O kadar hafifim ki bugünlerde.. Herkesi her şeyi affettim; ama en başta kendimi.. Yumoşla yıkanmış gibiyim.. :) Özledim mi evet çok şeyi özledim ama önce kendimi.. Sevdiğim biriyle birer Türk kahvesi içip dertleşmeyi, zihnimdeki sesleri dinlemeyi özledim. Diyorlar ya hani şu üç günlük dünya diye madem hepimiz öleceksek niye bu kin tutup kibirlenmek.. Unutmasam bile affettim ya da boşverdim sayın okuyucum sen de boşver.. :)







Yanaklarınızdan mıncırmayı tabiki de ihmal etmiyorum gene, sevildiğinizi bilin.. 

=)








Devamını Oku

9 Mart 2013 Cumartesi

Yeni Favorilerim =)
































Gülümse.. =)







Devamını Oku



Bugünün Sözü:

Sonra gülüşün geldi aklıma ve içimden dedim ki:


Yine gelsen yine severdim seni..
Devamını Oku

4 Mart 2013 Pazartesi

Bazen..







Bazen hayatımdaki her şeye böyle deyip gidesim var..


=)







Devamını Oku

Pages

6 Nisan 2013 Cumartesi


Elif Şafak'ın son kitabı Şemspare. Habertürk Gazetesi'nde yazdığı yazılardan derlenmiş, deneme türünden güzel bir kitap..

Ayrıca kitaptaki yazılı unsurları desteklemek için konulan çizimler de kitapla gayet güzel bir bütünlük oluşturmuş.

Şunu anladım ki Elif Şafak'ın kitaplarını okuyorsanız; sadece bir kitap okumuyorsunuz. Kitap içinde binlerce kitap, kitap içinde onlarca film, şiir, hikaye ve hayat görüşü.. 

Benim de çok sevdiğim ders verici bir olay olan Dreyfus olayı, Çek sanatçı ve siyasetçi Vaclav Havel, İranlı kadın şair Füruğ Ferruhzad'ın hikayesi, gerçek bir hikaye olan ormanda kendi başına büyümüş Vahşi Oğlan Peter'ın yaşam serüveninin nasıl da romanlara konu olduğuna kadar daha birçok şey öğretiyor insana..

Ve okunması gereken, bizzat yazar tarafından tavsiye edilen kitaplar: Örümcek Kadının Öpücüğü- Manuel Puig, Shakespeare Olmak- Stephan Greenblatt, Germinal- Emile Zola..

Uzun lafın kısası insanın ufkunu genişleten, yeni serüvenlere sürükleyen, sadece kendi açınızdan değil daha geniş açılardan bakmanızı sağlayan ve belki de pencerelerinizi sadece kendi ülkenizde olup bitenlere değil tüm dünyaya açmanızı sağlayan bir kitap. Okunası bir kitap.



Kitaptan altını çizdiğim bazı bölümler:

Nasıl da tahammülsüz davranıyoruz, aşk söz konusu oldu mu şüphenin kırıntısına dahi. Totaliter aşklarımız. Yayılmacı, işgalci, tahakkümperver. Sevdiğimizin benliğinin haritasını ele geçirmediğimiz tek bir köy ya da kasaba kalmamalı. Emin olmak istiyoruz, yüzde yüz, yüzde beş yüz.

Ölene kadar seveceğim yemini ne kadar temelsiz aslında, boş bir dayatma. Şu anı bilebiliriz sadece, koca bir ömre dair edilen her taahhüt, özünde zorlama.

Her ülkede seçim öncesi fikir ayrılıkları olur ama biz daha ziyade gezegen ayrılıkları yaşıyoruz. Ayrı galaksilerin yaratıkları gibi davranıyoruz birbirimize.

Eğilip bükülmeyen sonunda kırılır, düşünmediler. Eğilip bükülmeyen sonunda kırar, düşünmediler.

Tereddüt inancında, özgüvenin de, aşkın da olmazsa olmazı. Şüpheye ve çelişkiye yer vermeyen aşklar, yalan aşklar!

Dünya bir kütüphane keşfedilmeyi bekleyen. İçinde yaşadığın şehir bir eser açılmayı bekleyen. aşk da insan da bir kitap okunmayı bekleyen...

Vazgeçebilmek bir erdemdir. Bir deli güzel meziyettir ki insan kolay kolay kavrayamaz önemini. Gençken daha zordur buna vasıl olmak... Hayat öğretir bize. Hayat ve bir de kronikleşmiş hatalarımız. Kimilerimiz ise hiçbir zaman öğrenemeyiz. Dersimizi alamayız...

Peki ne yapmalı? Zor da olsa, bırakmaz lazım. Gitmek istiyorsa sevgili, madem ki budur gönlünün dilediği, dilinin söylediği, kenara çekilip yol açmak lazım gidene. Vazgeçebilmek.





Tavsiye olunur..

=)

31 Mart 2013 Pazar







Herkes bu sahneyi ya bizzat yaşamıştır ya da evine gelen küçük bir misafir yaşatmıştır :)









15 Mart 2013 Cuma

Genelde çok polisiye kitap tercih eden biri sayılmam; ancak Tess Gerritsen bu konudaki fikirlerimi değiştirdi diyebilirim. Kitabı okurken bir yazarın bu kadar tıbbi terimi bilmesi için ancak doktor olması gerek diye düşünüyordum ki; yazarımız hakkında yaptığım kısa bir araştırmadan sonra bir dahiliye uzmanı olduğunu ve yazmak için mesleğini bıraktığını öğrendim..

 Dünyadaki ilk tıbbi gerilim kitabını yazmış ve bana kalırsa çok da iyi yapmış..

Okuduğum en güzel polisiye/gerilim kitabı diyebilirim sanırım bu kitap için.

Kitabın ilk bölümünden itibaren okuyucuyu elinin içine alan ve her anında sürükleyebilen heyecan verici bir üslubu var..

Konusuna gelecek olursak, bir cerrah ustalığında becerilere sahip bir seri katilin bu becerilerini kurbanların üzerinde uygulamasını konu alıyor kısaca. Ve yarım kalan bir işi tamamlamak için, intikam için, Dr. Cordell için geri dönüyor..

Uzun lafın kısası polisiye/gerilim sevenler mutlaka okusun diyor ve ısrarla tavsiye ediyorum.. :)

Kitabın son sözünden çok beğendiğim son sözleri:


"Ben hiç reddetmedim. Temel tabiatımı kabul ediyor, benimsiyorum. Tanrı'nın yarattığı gibiyim; Tanrı'nın hepimizi yarattığı gibi. Kuzu nasıl kutsanmışsa, aslan da öyle kutsandı. 

Avcı da! "



Tavsiye Olunur..





11 Mart 2013 Pazartesi


Havaların bu denli ısınması, baharın habercisi mi yoksa bildiğin kandırıkçı yalancı bahar mı çözemedim.. En azından baharın gelmesiyle başlayan içimdeki hareketlilik kıpır kıpır olma durumları kandırıkçı değil, bunu biliyorum :) 

Yeni planlarım var bugünlerde.. İçimde kelebekler uçuşuyor sanki, bir sarsılıp kendime gelme vaktim geldi de geçiyor artık. Göktürk Yazıtları'ndaki gibi "Ey Türk titre ve kendine gel" diyesim var kendime :)

Hahaa dedim hohho dediler.. =) Aa bak bunun hikayesini anlatmayı unuttum ben size.


Haha dedim hoho dediler'in öyküsü'ne gelince:
Küçük bir anaokulu öğrencisi öğretmenine dert yanıyor "öğretmenim ben onlara (arkadaşlarına) güldüm, ben haha dedim onlar da hoho dediler.. bana güldüler" diye şikayet etmesi bizde yılın esprisi oldu resmen.. Artık her lafın sonuna hahha dedim hohho dediler diye yapıştırmak gelenek haline geldi :)

Seni sevmiyorum!
O değil de birine 'seni sevmiyorum, ben başkasını seviyorum' dediğinde benim ikimize yetecek kadar sevgim var diyorsa, bu kişinin akıl sağlığından mı şüphe etmek lazım yoksa kendine aşırı özgüvenli olduğunu mu düşünmek gerek.. Biri bana böyle dese yeminlen kahrolurum bir daha yüzüne bakmam ya.. Gurursuzluk bence bu ama; belki de ben yanlış düşünüyorumdur belki de gerçek aşk böyle bir şeydir.  Bu nasıl bir sevgi anlayışı hiç anlayamayacağım sanırım..  


Bir daha içmek yok!!
Akşamdan kalmanın ne olduğu konusunda çok engin bilgilere sahip oldum geçen pazar.. Bugün olmaz başım ağrıyor diyen kadınlara hak verdim yeminlen.. O nasıl bir baş ağrısıdır, kafamın içinde davullar zurnalar eşliğinde Fadime'nin düğünü çalıyordu resmen.. Ayrıca öğleden sonra 5 saat uyuyup da gece 11'de tekrar uyuyabilen bana da büyük bir alkış lütfeenn.. :)




O kadar hafifim ki!
O kadar hafifim ki bugünlerde.. Herkesi her şeyi affettim; ama en başta kendimi.. Yumoşla yıkanmış gibiyim.. :) Özledim mi evet çok şeyi özledim ama önce kendimi.. Sevdiğim biriyle birer Türk kahvesi içip dertleşmeyi, zihnimdeki sesleri dinlemeyi özledim. Diyorlar ya hani şu üç günlük dünya diye madem hepimiz öleceksek niye bu kin tutup kibirlenmek.. Unutmasam bile affettim ya da boşverdim sayın okuyucum sen de boşver.. :)







Yanaklarınızdan mıncırmayı tabiki de ihmal etmiyorum gene, sevildiğinizi bilin.. 

=)








9 Mart 2013 Cumartesi
































Gülümse.. =)










Bugünün Sözü:

Sonra gülüşün geldi aklıma ve içimden dedim ki:


Yine gelsen yine severdim seni..

4 Mart 2013 Pazartesi







Bazen hayatımdaki her şeye böyle deyip gidesim var..


=)







Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena