Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2014 Salı

Basit Yasa, Mutlu Ol !

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz her sözü anlam dolu, derin insan Gabriel Garcia Marquez bize ders olması gereken basit yaşam ile mutlu olmanın sırrını bir süre önce verdi. Ne acıdır ki bunları bir veda mektubu olarak yazdı.. 

"Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.

Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

 Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr.

 Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?"



Bizim de bunları hayata veda ederken değil hayatın her anında anlamamız ve uygulamamız dileğiyle.. Sizi mutlu eden şeylerin/kişilerin peşini asla bırakmayın..

Geleneği bozmayarak hepinizi yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum..  


=) 




Not: bu mektubun Marquez'e ait olup olmadığı şaibelidir. Bilginize..






Devamını Oku

26 Şubat 2013 Salı

Tavsiye Olunur: Pucca, Küçük Aptalın Büyük Dünyası



Ünlü bir blog yazarı olan Pucca'nın ilk kitabı.. Allah Beni Böyle Yaratmış adlı son kitabını okuduktan sonra bu kitabını da okumaya karar vermiştim..

Allah Beni Böyle Yaratmış isimli kitabına göre daha akıcı ve içten. Benim hoşuma giden yanı kendini iyi göstermeye çalışmaması, övmemesi kısacası olduğu gibi göstermesi. Yeri geldiğinde kendine kıskancım da diyor yaptığı kötü şeyleri bile hiç değiştirme kaygısı gütmeden olduğu gibi yazmış..

Ne düşündüyse ne hissettiyse öylece yazmış hatta çoğu yerinde kötüler gibi kızıyor kendine .. Hatalarıyla, güzel yanlarıyla kendini olduğu gibi kabul edebilen bir insan.


Bir kadının bakış açısından yazılan okuyan birçok insanın kendinden bir şeyler bulabileceği eğlenceli bir kitap diyorum ve gene notlarımı tekrarlıyorum..


Not: Küfürlü konuşmaları sevmeyenler için kötü haber: kahramanımız Pucca'nın dilinin ayarı yok! :) (Pucca'nın küfür haznesi beni şoktan şoka soktu.. Başlangıçta ben de pek küfür sevmeyen biri olarak epey yadırgadım ama okudukça bunu açık sözlülüğüne bağladım ya da bağlamak istedim..)

Kitap için çok eleştiri gelmiş evet kahramanımız evlenmekle kafayı bozmuş, evet çok küfürbaz ve birçok erkek arkadaşı olmuş; ama bu sadece eğlenmelik bir kitap, çok da ciddiye almamak gerek diye düşünüyorum.. 


Dip Not: Bu da erkekler için: Kitapta kadınların erkeklere olan bakış açısı, olayları algılama ve değerlendirme mevzuları -e kitabın yazarı da bir kadın olduğu için- tamamen bir kadın gözüyle yazılmış, haberiniz ola.. 




Devamını Oku

17 Şubat 2013 Pazar

Tavsiye Olunur: Ilgın Olut, Neva




Bir arkadaşımın yoğun ısrarları üzerine okumaya karar vermiştim. Başlarında ilerlemek biraz zor oldu ama sonrasında gayet akıcı bir şekilde ilerledi. Bir doktorun başından geçen olaylar ve yaşadığı büyük aşkı anlatan güzel bir roman.. 

Yazarın ilk kitabı, üslubu sade ve samimi; herhangi bir yazarlık kaygısı veya edebi kaygı duymadığını özellikle sık sık belirtiyor yazarımız Ilgın Olut.

Çoğu insan için içinden birçok önemli ders çıkarılabilecek, okunmaya değer güzel bir kitap olarak nitelendirebiliriz sanırım.


Fikir vermesi açısından kitaptan sevdiğim bir bölüm


"Sonsuz sonu olandan daha güçlüdür; öyleyse ben hayattan ve zamandan daha güçlüyüm.

Öyleyse; 
Davam var; çılgınca akıp giden zamana, sevdiklerimizi bizden alıp götürmesine..

Davam var; isteyip de elde edemediklerimize, sevip de kavuşamadıklarımıza..

Davam var; merhametsizlere, sevgisizlere.. Bomboş hedeflere, yalancı coşkulara, sonlu hislere çakılıp kalan akılsızlara..

Davam var; sevgiyle, öfkeyle sevinçle, hüzünle, hasretle, şefkatle bakabilen, içinde sonsuzdan pırıltılar akseden gözlerimi kör solucanların, çıyanların yiyecek olmasına..

Ne istersem vereceksin bana, sadece insan olduğum için.. Çünkü sen fanisin, benim içimde ise sonsuzluk var.."




Tavsiye olunur..





Devamını Oku

Pages

yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2014 Salı

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz her sözü anlam dolu, derin insan Gabriel Garcia Marquez bize ders olması gereken basit yaşam ile mutlu olmanın sırrını bir süre önce verdi. Ne acıdır ki bunları bir veda mektubu olarak yazdı.. 

"Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.

Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

 Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr.

 Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?"



Bizim de bunları hayata veda ederken değil hayatın her anında anlamamız ve uygulamamız dileğiyle.. Sizi mutlu eden şeylerin/kişilerin peşini asla bırakmayın..

Geleneği bozmayarak hepinizi yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum..  


=) 




Not: bu mektubun Marquez'e ait olup olmadığı şaibelidir. Bilginize..






26 Şubat 2013 Salı



Ünlü bir blog yazarı olan Pucca'nın ilk kitabı.. Allah Beni Böyle Yaratmış adlı son kitabını okuduktan sonra bu kitabını da okumaya karar vermiştim..

Allah Beni Böyle Yaratmış isimli kitabına göre daha akıcı ve içten. Benim hoşuma giden yanı kendini iyi göstermeye çalışmaması, övmemesi kısacası olduğu gibi göstermesi. Yeri geldiğinde kendine kıskancım da diyor yaptığı kötü şeyleri bile hiç değiştirme kaygısı gütmeden olduğu gibi yazmış..

Ne düşündüyse ne hissettiyse öylece yazmış hatta çoğu yerinde kötüler gibi kızıyor kendine .. Hatalarıyla, güzel yanlarıyla kendini olduğu gibi kabul edebilen bir insan.


Bir kadının bakış açısından yazılan okuyan birçok insanın kendinden bir şeyler bulabileceği eğlenceli bir kitap diyorum ve gene notlarımı tekrarlıyorum..


Not: Küfürlü konuşmaları sevmeyenler için kötü haber: kahramanımız Pucca'nın dilinin ayarı yok! :) (Pucca'nın küfür haznesi beni şoktan şoka soktu.. Başlangıçta ben de pek küfür sevmeyen biri olarak epey yadırgadım ama okudukça bunu açık sözlülüğüne bağladım ya da bağlamak istedim..)

Kitap için çok eleştiri gelmiş evet kahramanımız evlenmekle kafayı bozmuş, evet çok küfürbaz ve birçok erkek arkadaşı olmuş; ama bu sadece eğlenmelik bir kitap, çok da ciddiye almamak gerek diye düşünüyorum.. 


Dip Not: Bu da erkekler için: Kitapta kadınların erkeklere olan bakış açısı, olayları algılama ve değerlendirme mevzuları -e kitabın yazarı da bir kadın olduğu için- tamamen bir kadın gözüyle yazılmış, haberiniz ola.. 




17 Şubat 2013 Pazar




Bir arkadaşımın yoğun ısrarları üzerine okumaya karar vermiştim. Başlarında ilerlemek biraz zor oldu ama sonrasında gayet akıcı bir şekilde ilerledi. Bir doktorun başından geçen olaylar ve yaşadığı büyük aşkı anlatan güzel bir roman.. 

Yazarın ilk kitabı, üslubu sade ve samimi; herhangi bir yazarlık kaygısı veya edebi kaygı duymadığını özellikle sık sık belirtiyor yazarımız Ilgın Olut.

Çoğu insan için içinden birçok önemli ders çıkarılabilecek, okunmaya değer güzel bir kitap olarak nitelendirebiliriz sanırım.


Fikir vermesi açısından kitaptan sevdiğim bir bölüm


"Sonsuz sonu olandan daha güçlüdür; öyleyse ben hayattan ve zamandan daha güçlüyüm.

Öyleyse; 
Davam var; çılgınca akıp giden zamana, sevdiklerimizi bizden alıp götürmesine..

Davam var; isteyip de elde edemediklerimize, sevip de kavuşamadıklarımıza..

Davam var; merhametsizlere, sevgisizlere.. Bomboş hedeflere, yalancı coşkulara, sonlu hislere çakılıp kalan akılsızlara..

Davam var; sevgiyle, öfkeyle sevinçle, hüzünle, hasretle, şefkatle bakabilen, içinde sonsuzdan pırıltılar akseden gözlerimi kör solucanların, çıyanların yiyecek olmasına..

Ne istersem vereceksin bana, sadece insan olduğum için.. Çünkü sen fanisin, benim içimde ise sonsuzluk var.."




Tavsiye olunur..





Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena