Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2014 Perşembe

Kısa Kısa #3

Baharın, yazın gelmesiyle fit vücut çalışmalarıma hız verdim; 1547. kez spora başladım mutluyum, huzurluyum..


Şoklardayım.. Lan Joffrey öldü ya la !! Şimdi bi de ölünce acımaya başladım dicem de ne acıyacağım be daha beter ölseydi keşke.. O değil de dizideki her kahramanın başına gelmeyen kalmadı, bir Khaleesi gümbür gümbür ilerliyor.. 


Niye hep yaza yakın güzel şarkılar çıkmaya başlıyor.. bakınız (Sıla-saki, Kenan Doğulu-rica, Berksan- duman) Kışın canı yok mu bea, zaten havalar kapalı, ben depresif, bir de üzerine yağmur-çamur asıl o zaman güzel şarkılara ihtiyacımız var! en azından benim var..


Arkadaş Facebook sayfasına ben her bahar aşık olurum yazmış, lan senin 4 yıllık ilişkin yok mu? bak valla arar söylerim!


Herkes kedisinden, köpeğinden bahsediyor,  ben de evime bir grumpy cat alsam nasıl olur? şu tatlılığa, şu sevimliliğe şu minnoşluğa bakar mısınız?  Oyy oyy :)





O değil de Gabriel Garcia Marquez öldü ya la! Bu kadar derin insanlar ölmese ya, bir bonusumuz olsa keşke belli bir seviyeyi aşan önemli adamlar ölmese en başta Atamız.. :( Marquez'in ne kadar büyük bir insan olduğunu anlamak veya hatırlamak için buraya tık tık   


Hafif hüzünlü bir şekilde yanaklarınızdan mıncırarak veda ediyorum efem.. öpüldünüzz..


=)




Devamını Oku

22 Nisan 2014 Salı

Basit Yasa, Mutlu Ol !

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz her sözü anlam dolu, derin insan Gabriel Garcia Marquez bize ders olması gereken basit yaşam ile mutlu olmanın sırrını bir süre önce verdi. Ne acıdır ki bunları bir veda mektubu olarak yazdı.. 

"Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.

Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

 Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr.

 Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?"



Bizim de bunları hayata veda ederken değil hayatın her anında anlamamız ve uygulamamız dileğiyle.. Sizi mutlu eden şeylerin/kişilerin peşini asla bırakmayın..

Geleneği bozmayarak hepinizi yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum..  


=) 




Not: bu mektubun Marquez'e ait olup olmadığı şaibelidir. Bilginize..






Devamını Oku

Pages

gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2014 Perşembe

Baharın, yazın gelmesiyle fit vücut çalışmalarıma hız verdim; 1547. kez spora başladım mutluyum, huzurluyum..


Şoklardayım.. Lan Joffrey öldü ya la !! Şimdi bi de ölünce acımaya başladım dicem de ne acıyacağım be daha beter ölseydi keşke.. O değil de dizideki her kahramanın başına gelmeyen kalmadı, bir Khaleesi gümbür gümbür ilerliyor.. 


Niye hep yaza yakın güzel şarkılar çıkmaya başlıyor.. bakınız (Sıla-saki, Kenan Doğulu-rica, Berksan- duman) Kışın canı yok mu bea, zaten havalar kapalı, ben depresif, bir de üzerine yağmur-çamur asıl o zaman güzel şarkılara ihtiyacımız var! en azından benim var..


Arkadaş Facebook sayfasına ben her bahar aşık olurum yazmış, lan senin 4 yıllık ilişkin yok mu? bak valla arar söylerim!


Herkes kedisinden, köpeğinden bahsediyor,  ben de evime bir grumpy cat alsam nasıl olur? şu tatlılığa, şu sevimliliğe şu minnoşluğa bakar mısınız?  Oyy oyy :)





O değil de Gabriel Garcia Marquez öldü ya la! Bu kadar derin insanlar ölmese ya, bir bonusumuz olsa keşke belli bir seviyeyi aşan önemli adamlar ölmese en başta Atamız.. :( Marquez'in ne kadar büyük bir insan olduğunu anlamak veya hatırlamak için buraya tık tık   


Hafif hüzünlü bir şekilde yanaklarınızdan mıncırarak veda ediyorum efem.. öpüldünüzz..


=)




22 Nisan 2014 Salı

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz her sözü anlam dolu, derin insan Gabriel Garcia Marquez bize ders olması gereken basit yaşam ile mutlu olmanın sırrını bir süre önce verdi. Ne acıdır ki bunları bir veda mektubu olarak yazdı.. 

"Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.

Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

 Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr.

 Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?"



Bizim de bunları hayata veda ederken değil hayatın her anında anlamamız ve uygulamamız dileğiyle.. Sizi mutlu eden şeylerin/kişilerin peşini asla bırakmayın..

Geleneği bozmayarak hepinizi yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum..  


=) 




Not: bu mektubun Marquez'e ait olup olmadığı şaibelidir. Bilginize..






Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena