30 Ocak 2013 Çarşamba
Saçlarda 'Dax Supergro' Mucizesi!
Dax Supergro Hair & Scalp Conditioner/
Saç Güçlendirici Bakım Yağı
Ben de dahil olmak üzere kullanan herkesin
gayet memnun kaldığı sanki sihirli değnekmiş gibi kullandığın ilk andan
itibaren etkisini gösteren harika bir saç ürünü..
Özellikler boya yüzünden yıpranmış, uçları
çok kırılmış, parlaklığını yitirmiş cansız, mat ve kuru saçlarda çok
etkili.
Bir ara saçlarımı açtırıcı ile açtırma
gafletinde bulunmuştum.. Nasıl bir kırılmadır o Allahıımm, saçlarımdaki
kırıklar artık iyice yapağı kıvamına gelmişti bi de üzerine boya bilmemne
derken benim saçlar oldu mu sana süpürge!! Neyse ki Dax Süpergro sayesinde
saçlarım eskisinden çok daha sağlıklı hale geldi.. Hele bir de bir arkadaşım
"canım saçların çok ışıltılı, sanki altında led aydınlatma var gibi"
deyince çok sevindim ve bunu çok sevgili okuyucularıma da anlatmalıyım dedim :)
Öncelikle ürünün kapağında yazan
vaatlerine bir göz atalım;
Saçın daha hızlı uzamasına yardımcı olur.
Saçı ve saç derisini besler
Nem kaybına karşı direnci arttırır.
Saç uçlarını tedavi eder.
Kırılmaları önler.
Yumuşaklık parlaklık ve canlılık verir.
Daha hızlı uzatıyor mu? Evet
gerçekten bu kullandığım süre zarfı içinde saçlarımda normalden 2 cm daha fazla
bir uzama gözlemlediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Normalde pek kepek sorunum yoktur;
yalnızca saçım kirlendiğinde veya saç derimi kaşırsam az bi kepek çıkıyordu,
sanırım dax bu sorunu da ortadan kaldırdı.. Saç derisini de nemlendirerek beslediğinden olsa
gerek artık hiç kepeklenme olmuyor.
Benim yapağı gibi olmuş, kırıklardan
geçilmeyen o saçlarımı bile düzelttiyse hiç korkmayın; yıpranmış saçlar
için kat be kat daha iyi sonuçlar verecektir.
Ve kesinlikle harika bir parlaklık
ve yumuşaklık veriyor. İlk kullanımdan beri hissedilen bu yumuşaklık
hissi devamlı yani düzenli kullandıkça kadife kıvamına geliyor ki sormayın..
İlk zamanlar elimi saçımdan çekemiyordum..:)
Yapısı;
İçeriği sadece doğal bitki yağlarından
oluşuyor. Beyaz renkli ancak eline alınca şeffaflaşan güzel bir yapısı var.
Yine koyu kıvamlı gibi duruyor ama eline alınca parmakların sıcaklığıyla olsa
gerek hemen elinizde eriyor. Kokusu ise çok tatlı, hindistan cevizi gibi
kokuyor aynı..
Kullanımına gelince;
Ben saçlarımın çok kötü olduğu zamanlarda
haftada 2 gün kullanıyordum, saçım kendine geldikten sonra ise haftada 1 kez
kullanıyorum.. Özellikle saç diplerinize ve saç uçlarınıza masaj yaparak
yedirmeye özen gösterin ve tüm saçınıza uyguladıktan sonra tepeden toplayarak veya
bir bone takarak birkaç saat bekletin.. (Bone takarsanız, saçlarda yağın
emilimi daha etkili oluyor) Normal saçlar için 2-3 saat bekletilmesi yeterli
bence; ancak ben geceden sürüp sabaha kadar bekletiyor ve sabah
yıkıyorum..
Fiyatı ve Edinebileceğiniz Yerler;
Watsons'da ve daha birçok kozmetik
mağazasında satılmakta; ancak Dax'ın bir de jölesi var o yüzden sakın
karıştırıp onu almayın, Dax süpergro diye isteyin. Bir küçük boyu ve bir de
büyük boyu bulunuyor. Öce bir deneyip bakayım derseniz küçük boyundan başlayın,
ancak büyük boyunu da alırsanız hiç pişman olmazsanız.. Küçük boyu 6-7 tl
civarındaydı en son, büyük boyu ise 25 tl gibi bir fiyat(tabi farklı yerler
farklı fiyatlara satabiliyor)
Deneyin pişman olmayacaksınız diyorum ve
tabiki geleneğe uyarak yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)
Gönderen
gerbera
zaman:
1/30/2013 08:34:00 ÖS
28
yorum
Etiketler:
cansız saçlar,
dax,
dax süpergro,
ışıltılı saçlar,
saç bakım yağı,
saç bakımı,
saç güçlendirici,
sağlıklı saçlar,
süs-püs,
tavsiye,
yıpranmış saçlar
29 Ocak 2013 Salı
Bi tek annem olsun!
Gönderen
gerbera
zaman:
1/29/2013 09:08:00 ÖS
2
yorum
Etiketler:
anne,
annem,
tek kare,
usta,
yıkama talimatı
26 Ocak 2013 Cumartesi
Arkandan aglar!
Gönderen
gerbera
zaman:
1/26/2013 05:08:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
ağlayan ekmek,
arkandan ağlar,
ekmek,
nimet,
tek kare,
üzgün ekmek
Fotograf Çekmek Bir Sanattır
Gönderen
gerbera
zaman:
1/26/2013 05:02:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
ay,
ay tutma,
foto,
fotoğraf,
profesyonel fotoğraf çekimi,
resim,
sanat,
tek kare
Kısa kısa.. #3
Tuvalette resim çeken insan neyi kanıtlamaya çalışıyor olabilir, hep merak etmişimdir..
Seviyorsa gerisi önemli
değil dedi geçen bir arkadaşım bir film hakkında yorum yaparken.. Peki ya saygı
duymuyorsa!.. Mesela seni bir güzel dövse, tehdit etse ya da bir güzel dümdüz küfürleri bassa! O zaman da sevgi yeter mi?
Kadınlara dedikoducu diyen erkeklere sesleniyorum, bir kızın özel
hayatını "kesin bilmemne yapıyor, kimle ne halt yiyor, ooo mini etekleri de giymiş kesin yollu vb" pis şekillerde 3 saat konuşup arkasından atıp tutmak dedikodudan sayılmıyor mu!
Acaba insan neden yapılan iyilikleri,
fedakarlıkları bir anda unutur da; yapılan hataları bir ömür unutmaz, deve gibi
kin tutar?
Misafirliğe gelen teyzelerin her yaramaz çocuğa "ayy nasıl da hareketli maşallah kesin çok zeki
olacak" vb bol keseden attığı teselli palavralarını, ebeveynler gerçekten yutuyor mu acaba?
Sinemada en ufak seste rahatsız olarak o arkadaşı uyarma ihtiyacı
duyan ve arada aldığı patlamış mısırla katur kutur mısır yiyen insanlara
sevgiler..
Kızların "benim sevgilim daha yakışıklı, düşünceli, romantik
vb" konularında sevgililerini yarıştırarak üstünlük
sağlama çabaları erkeklerin araba yarıştırmasına benzer.. İkisinde de ortaya ilginç
diyaloglar çıkabiliyor..
Çiftler sevgiliyken birbirleri üzerinde etkili, evlendikten sonra
ise yetkili haline gelir..
Gözünü sabah Facebook'ta açıp akşam Twitter'da kapatan, sosyal
alemi kendine mesken tutan sanal arkadaşlarıma selam olsun..
Hep takılmışımdır ben sana değil aşka aşığım ya da ben seni değil seni sevmeyi seviyorum lafına.. Lan git sevgiye aşık ol o zaman beni niye araç olarak kullanıyorsun o zaman demezler mi adama..
Normalde bağıra çağıra hanzo gibi konuşan; ama ilk kez karşılaştığı yabancılarla, özellikle de erkeklerle konuşurken sesini bin kat incelten ve bu sivrisinek vızıltısı sesiyle kibar olduğunu düşünen kız arkadaşlarıma kokulu kokulu öpücükler gönderiyorum..
Otobüste yanıma yüz kg civarı kilolu bir bayan oturdu, valla ben bu kadar kısa zamanda kimseyle bu kadar yakınlaşmadım.. Akraba olsak yeridir..
Merak ediyorum, 'sorun sende değil, ben de' klişesini kullananlar var mıdır hala?
Hep takılmışımdır ben sana değil aşka aşığım ya da ben seni değil seni sevmeyi seviyorum lafına.. Lan git sevgiye aşık ol o zaman beni niye araç olarak kullanıyorsun o zaman demezler mi adama..
Normalde bağıra çağıra hanzo gibi konuşan; ama ilk kez karşılaştığı yabancılarla, özellikle de erkeklerle konuşurken sesini bin kat incelten ve bu sivrisinek vızıltısı sesiyle kibar olduğunu düşünen kız arkadaşlarıma kokulu kokulu öpücükler gönderiyorum..
Otobüste yanıma yüz kg civarı kilolu bir bayan oturdu, valla ben bu kadar kısa zamanda kimseyle bu kadar yakınlaşmadım.. Akraba olsak yeridir..
Merak ediyorum, 'sorun sende değil, ben de' klişesini kullananlar var mıdır hala?
Gönderen
gerbera
zaman:
1/26/2013 02:42:00 ÖÖ
0
yorum
Etiketler:
güncel,
kısa,
kısa kısa,
komik,
ordan burdan,
sohbet,
yaşam
Tavsiye Olunur: Pucca, Allah Beni Böyle Yaratmıs
İki günde bitirdiğim, çoğu yerinde
sesli güldüğüm ve yine çoğu yerinde de içimi acıtan ender kitaplardan..
Ünlü bir blog yazarı olan Pucca'nın üniversite hayatı
ve “Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan
İmirzalıoğlu'nun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu” diye
tanımladığı Ankaralı'yla olan ilişkisini anlatan güzel bir kitap.
Üniversiteyi kazanarak Ankara'ya gelen bir genç kızın
yaşadığı ilginç olaylar, başına gelenler, çocukça masumiyeti ve boyundan büyük
4 yıl süren inişli çıkışlı aşk hikayesi..
Ben bir solukta okudum; ama bütün seriyi okuyanlar ilk
iki kitaba göre daha durağan olduğunu söylüyor. Eğer bu kitap için durağan
dedilerse -ki benim için son derece akıcıydı- ilk iki kitabı delicesine merak
ediyorum şu an.
Ben direk üçüncü kitaptan başladım; tabi o da tesadüf
eseri.. D&R' da gezinirken gözüm bu kitaba takıldı; biraz içeriğine baktım
birkaç paragraf okudum almaya cesaret edemedim; her D&R' a
geldiğimde, geldim gittim baktım, geldim gittim baktım.. En sonunda
arkadaşım halime acımış olacak ki bana bu kitabı hediye etme ihtiyacı
duydu :) Tabi bunda aynamı kırdığı için bu hatasını telafi etme çabasının veya
suçluluk duygusunun da etkili olduğunu söyleyebilirim..:)
Lafı daha fazla uzatarak vıdı vıdı etmeyim, bu kadar
ön bilgi yeter sanırım.. Daha fazlasını kitaba saklayın diyorum ve son olarak
fikir edinmek için size kitaptan birkaç kesit;
Tartışırken 'seviyene inemem'
diyorsam bunun anlamı, 'söyleyecek bir şey bulamadım,
sanırım beni döveceksin
ben kaçıyorum, annenlere selam'
Sanırım ben o kendi kedini gaza getiren insanlardanım, yani ortada fol yok yumurta yokken ben kendime omlet yapmaya çalışıyorum..
Dünyadaki en büyük heyecanlardan, bangee jumping'den, ejderhaların seni kovalamasından, İkinci Dünya Savaşı'ndan, hırsızlık yapmaktan, karanlıkta tuvalete gitmekten daha adrenalinli bir şey varsa o da sevgilinin telefonunu kurcalamaktır.
Sevgiliyi gördüğünde içinde olan o
tuhaf heyecan 'bunu ona anlatmalıyım' paniği, ayrılınca yerini 'geldi yine
tipini siktiğim'e bırakıyor...
Arkadaşların, ailen hatta tüm dünya
birleşse 'bu adam sana göre değil' dese o adama daha da yapışırsın. Ama falcı
dediyse o adam artık bitmiştir...
'Senin için her şeyi yaparım' ile
'Ben sana ne yaptım ya, bizi bu hale getirdin!' arasında geçen zaman dilimine
ilişki denilir, maalesef..
Ve "Eski
sevgiliye dönmek, ev tişörtüyle dışarıya çıkmak gibi. Rahat, bildik ama özel
değil. Hep bir huzursuzluk, keşke giymeseydim hissi..." diyor Pucca, ne kadar haklı..
Bu kadar tüyo yeter diyorum ve her zamanki gibi geleneğe uyarak yanaklarınızdan da mıncırmayı ihmal etmiyorum..
Not: Küfürlü konuşmaları sevmeyenler için kötü haber: kahramanımız Pucca'nın dilinin ayarı yok! :) (Pucca'nın küfür haznesi beni şoktan şoka soktu.. Başlangıçta ben de pek küfür sevmeyen biri olarak epey yadırgadım ama okudukça bunu açık sözlülüğüne bağladım ya da bağlamak istedim..)
Dip Not: Bu da erkekler için: Kitapta kadınların erkeklere olan bakış açısı, olayları algılama ve değerlendirme mevzuları -e kitabın yazarı da bir kadın olduğu için- tamamen bir kadın gözüyle yazılmış, haberiniz ola..
Gönderen
gerbera
zaman:
1/26/2013 12:33:00 ÖÖ
1 yorum
Etiketler:
Allah beni böyle yaratmış,
ankaralı,
blog,
blog yazarı,
kitap,
kitap tavsiyesi,
pucca,
pucca günlük,
tavsiye
24 Ocak 2013 Perşembe
Sen kimsin peki?
Her şeye kulp bulanlara ithafen;
Kilolu olsa ; Balina.
Zayıf olsa ; dal yutmuş.
Kısa etek giyerse ; yollu.
Uzun giyerse ; Kezban.
Samimi davranırsa ; yalaka.
Mesafe koyarsa ; yabani.
Makyaj yapsa ; doğal ol be baban badanacı mı?
Yapmasa ; ulan göz zevkimi bozdun yeminle.
Ders çalışsa ; yakında fotosentez yapacak.
Çalışmasa ; niyeti okumak değil zaten manita yapmaya geliyor okula.
Birini sevse ; Bu yaştan başlamış zilli.
Sevmese ; sığır aklınca zor kızı oynayacak.
Güzel olsa ; Kesin veriyordur.
Çirkin olsa ; Evladım olsa cebine eroin koyar polise veririm.
Peki, her şey iyi güzel de;
Birini eleştirirken hiç dönüp de ben kimim lan ,neye benziyorum diye aynaya baktın mı sen ?
Küçük İskender
Gönderen
gerbera
zaman:
1/24/2013 02:12:00 ÖÖ
0
yorum
Etiketler:
herşeye cevap,
kulp,
küçük iskender,
sen kimsin,
yaşam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Pages
30 Ocak 2013 Çarşamba
Saçlarda 'Dax Supergro' Mucizesi!
Gönderen
gerbera
1/30/2013 08:34:00 ÖS
28
yorum
Dax Supergro Hair & Scalp Conditioner/
Saç Güçlendirici Bakım Yağı
Ben de dahil olmak üzere kullanan herkesin
gayet memnun kaldığı sanki sihirli değnekmiş gibi kullandığın ilk andan
itibaren etkisini gösteren harika bir saç ürünü..
Özellikler boya yüzünden yıpranmış, uçları
çok kırılmış, parlaklığını yitirmiş cansız, mat ve kuru saçlarda çok
etkili.
Bir ara saçlarımı açtırıcı ile açtırma
gafletinde bulunmuştum.. Nasıl bir kırılmadır o Allahıımm, saçlarımdaki
kırıklar artık iyice yapağı kıvamına gelmişti bi de üzerine boya bilmemne
derken benim saçlar oldu mu sana süpürge!! Neyse ki Dax Süpergro sayesinde
saçlarım eskisinden çok daha sağlıklı hale geldi.. Hele bir de bir arkadaşım
"canım saçların çok ışıltılı, sanki altında led aydınlatma var gibi"
deyince çok sevindim ve bunu çok sevgili okuyucularıma da anlatmalıyım dedim :)
Öncelikle ürünün kapağında yazan
vaatlerine bir göz atalım;
Saçın daha hızlı uzamasına yardımcı olur.
Saçı ve saç derisini besler
Nem kaybına karşı direnci arttırır.
Saç uçlarını tedavi eder.
Kırılmaları önler.
Yumuşaklık parlaklık ve canlılık verir.
Daha hızlı uzatıyor mu? Evet
gerçekten bu kullandığım süre zarfı içinde saçlarımda normalden 2 cm daha fazla
bir uzama gözlemlediğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Normalde pek kepek sorunum yoktur;
yalnızca saçım kirlendiğinde veya saç derimi kaşırsam az bi kepek çıkıyordu,
sanırım dax bu sorunu da ortadan kaldırdı.. Saç derisini de nemlendirerek beslediğinden olsa
gerek artık hiç kepeklenme olmuyor.
Benim yapağı gibi olmuş, kırıklardan
geçilmeyen o saçlarımı bile düzelttiyse hiç korkmayın; yıpranmış saçlar
için kat be kat daha iyi sonuçlar verecektir.
Ve kesinlikle harika bir parlaklık
ve yumuşaklık veriyor. İlk kullanımdan beri hissedilen bu yumuşaklık
hissi devamlı yani düzenli kullandıkça kadife kıvamına geliyor ki sormayın..
İlk zamanlar elimi saçımdan çekemiyordum..:)
Yapısı;
İçeriği sadece doğal bitki yağlarından
oluşuyor. Beyaz renkli ancak eline alınca şeffaflaşan güzel bir yapısı var.
Yine koyu kıvamlı gibi duruyor ama eline alınca parmakların sıcaklığıyla olsa
gerek hemen elinizde eriyor. Kokusu ise çok tatlı, hindistan cevizi gibi
kokuyor aynı..
Kullanımına gelince;
Ben saçlarımın çok kötü olduğu zamanlarda
haftada 2 gün kullanıyordum, saçım kendine geldikten sonra ise haftada 1 kez
kullanıyorum.. Özellikle saç diplerinize ve saç uçlarınıza masaj yaparak
yedirmeye özen gösterin ve tüm saçınıza uyguladıktan sonra tepeden toplayarak veya
bir bone takarak birkaç saat bekletin.. (Bone takarsanız, saçlarda yağın
emilimi daha etkili oluyor) Normal saçlar için 2-3 saat bekletilmesi yeterli
bence; ancak ben geceden sürüp sabaha kadar bekletiyor ve sabah
yıkıyorum..
Fiyatı ve Edinebileceğiniz Yerler;
Watsons'da ve daha birçok kozmetik
mağazasında satılmakta; ancak Dax'ın bir de jölesi var o yüzden sakın
karıştırıp onu almayın, Dax süpergro diye isteyin. Bir küçük boyu ve bir de
büyük boyu bulunuyor. Öce bir deneyip bakayım derseniz küçük boyundan başlayın,
ancak büyük boyunu da alırsanız hiç pişman olmazsanız.. Küçük boyu 6-7 tl
civarındaydı en son, büyük boyu ise 25 tl gibi bir fiyat(tabi farklı yerler
farklı fiyatlara satabiliyor)
Deneyin pişman olmayacaksınız diyorum ve
tabiki geleneğe uyarak yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)
29 Ocak 2013 Salı
26 Ocak 2013 Cumartesi
Kısa kısa.. #3
Gönderen
gerbera
1/26/2013 02:42:00 ÖÖ
Tuvalette resim çeken insan neyi kanıtlamaya çalışıyor olabilir, hep merak etmişimdir..
Seviyorsa gerisi önemli
değil dedi geçen bir arkadaşım bir film hakkında yorum yaparken.. Peki ya saygı
duymuyorsa!.. Mesela seni bir güzel dövse, tehdit etse ya da bir güzel dümdüz küfürleri bassa! O zaman da sevgi yeter mi?
Kadınlara dedikoducu diyen erkeklere sesleniyorum, bir kızın özel
hayatını "kesin bilmemne yapıyor, kimle ne halt yiyor, ooo mini etekleri de giymiş kesin yollu vb" pis şekillerde 3 saat konuşup arkasından atıp tutmak dedikodudan sayılmıyor mu!
Acaba insan neden yapılan iyilikleri,
fedakarlıkları bir anda unutur da; yapılan hataları bir ömür unutmaz, deve gibi
kin tutar?
Misafirliğe gelen teyzelerin her yaramaz çocuğa "ayy nasıl da hareketli maşallah kesin çok zeki
olacak" vb bol keseden attığı teselli palavralarını, ebeveynler gerçekten yutuyor mu acaba?
Sinemada en ufak seste rahatsız olarak o arkadaşı uyarma ihtiyacı
duyan ve arada aldığı patlamış mısırla katur kutur mısır yiyen insanlara
sevgiler..
Kızların "benim sevgilim daha yakışıklı, düşünceli, romantik
vb" konularında sevgililerini yarıştırarak üstünlük
sağlama çabaları erkeklerin araba yarıştırmasına benzer.. İkisinde de ortaya ilginç
diyaloglar çıkabiliyor..
Çiftler sevgiliyken birbirleri üzerinde etkili, evlendikten sonra
ise yetkili haline gelir..
Gözünü sabah Facebook'ta açıp akşam Twitter'da kapatan, sosyal
alemi kendine mesken tutan sanal arkadaşlarıma selam olsun..
Hep takılmışımdır ben sana değil aşka aşığım ya da ben seni değil seni sevmeyi seviyorum lafına.. Lan git sevgiye aşık ol o zaman beni niye araç olarak kullanıyorsun o zaman demezler mi adama..
Normalde bağıra çağıra hanzo gibi konuşan; ama ilk kez karşılaştığı yabancılarla, özellikle de erkeklerle konuşurken sesini bin kat incelten ve bu sivrisinek vızıltısı sesiyle kibar olduğunu düşünen kız arkadaşlarıma kokulu kokulu öpücükler gönderiyorum..
Otobüste yanıma yüz kg civarı kilolu bir bayan oturdu, valla ben bu kadar kısa zamanda kimseyle bu kadar yakınlaşmadım.. Akraba olsak yeridir..
Merak ediyorum, 'sorun sende değil, ben de' klişesini kullananlar var mıdır hala?
Hep takılmışımdır ben sana değil aşka aşığım ya da ben seni değil seni sevmeyi seviyorum lafına.. Lan git sevgiye aşık ol o zaman beni niye araç olarak kullanıyorsun o zaman demezler mi adama..
Normalde bağıra çağıra hanzo gibi konuşan; ama ilk kez karşılaştığı yabancılarla, özellikle de erkeklerle konuşurken sesini bin kat incelten ve bu sivrisinek vızıltısı sesiyle kibar olduğunu düşünen kız arkadaşlarıma kokulu kokulu öpücükler gönderiyorum..
Otobüste yanıma yüz kg civarı kilolu bir bayan oturdu, valla ben bu kadar kısa zamanda kimseyle bu kadar yakınlaşmadım.. Akraba olsak yeridir..
Merak ediyorum, 'sorun sende değil, ben de' klişesini kullananlar var mıdır hala?
Tavsiye Olunur: Pucca, Allah Beni Böyle Yaratmıs
Gönderen
gerbera
1/26/2013 12:33:00 ÖÖ
İki günde bitirdiğim, çoğu yerinde
sesli güldüğüm ve yine çoğu yerinde de içimi acıtan ender kitaplardan..
Ünlü bir blog yazarı olan Pucca'nın üniversite hayatı
ve “Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan
İmirzalıoğlu'nun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu” diye
tanımladığı Ankaralı'yla olan ilişkisini anlatan güzel bir kitap.
Üniversiteyi kazanarak Ankara'ya gelen bir genç kızın
yaşadığı ilginç olaylar, başına gelenler, çocukça masumiyeti ve boyundan büyük
4 yıl süren inişli çıkışlı aşk hikayesi..
Ben bir solukta okudum; ama bütün seriyi okuyanlar ilk
iki kitaba göre daha durağan olduğunu söylüyor. Eğer bu kitap için durağan
dedilerse -ki benim için son derece akıcıydı- ilk iki kitabı delicesine merak
ediyorum şu an.
Ben direk üçüncü kitaptan başladım; tabi o da tesadüf
eseri.. D&R' da gezinirken gözüm bu kitaba takıldı; biraz içeriğine baktım
birkaç paragraf okudum almaya cesaret edemedim; her D&R' a
geldiğimde, geldim gittim baktım, geldim gittim baktım.. En sonunda
arkadaşım halime acımış olacak ki bana bu kitabı hediye etme ihtiyacı
duydu :) Tabi bunda aynamı kırdığı için bu hatasını telafi etme çabasının veya
suçluluk duygusunun da etkili olduğunu söyleyebilirim..:)
Lafı daha fazla uzatarak vıdı vıdı etmeyim, bu kadar
ön bilgi yeter sanırım.. Daha fazlasını kitaba saklayın diyorum ve son olarak
fikir edinmek için size kitaptan birkaç kesit;
Tartışırken 'seviyene inemem'
diyorsam bunun anlamı, 'söyleyecek bir şey bulamadım,
sanırım beni döveceksin
ben kaçıyorum, annenlere selam'
Sanırım ben o kendi kedini gaza getiren insanlardanım, yani ortada fol yok yumurta yokken ben kendime omlet yapmaya çalışıyorum..
Dünyadaki en büyük heyecanlardan, bangee jumping'den, ejderhaların seni kovalamasından, İkinci Dünya Savaşı'ndan, hırsızlık yapmaktan, karanlıkta tuvalete gitmekten daha adrenalinli bir şey varsa o da sevgilinin telefonunu kurcalamaktır.
Sevgiliyi gördüğünde içinde olan o
tuhaf heyecan 'bunu ona anlatmalıyım' paniği, ayrılınca yerini 'geldi yine
tipini siktiğim'e bırakıyor...
Arkadaşların, ailen hatta tüm dünya
birleşse 'bu adam sana göre değil' dese o adama daha da yapışırsın. Ama falcı
dediyse o adam artık bitmiştir...
'Senin için her şeyi yaparım' ile
'Ben sana ne yaptım ya, bizi bu hale getirdin!' arasında geçen zaman dilimine
ilişki denilir, maalesef..
Ve "Eski
sevgiliye dönmek, ev tişörtüyle dışarıya çıkmak gibi. Rahat, bildik ama özel
değil. Hep bir huzursuzluk, keşke giymeseydim hissi..." diyor Pucca, ne kadar haklı..
Bu kadar tüyo yeter diyorum ve her zamanki gibi geleneğe uyarak yanaklarınızdan da mıncırmayı ihmal etmiyorum..
Not: Küfürlü konuşmaları sevmeyenler için kötü haber: kahramanımız Pucca'nın dilinin ayarı yok! :) (Pucca'nın küfür haznesi beni şoktan şoka soktu.. Başlangıçta ben de pek küfür sevmeyen biri olarak epey yadırgadım ama okudukça bunu açık sözlülüğüne bağladım ya da bağlamak istedim..)
Dip Not: Bu da erkekler için: Kitapta kadınların erkeklere olan bakış açısı, olayları algılama ve değerlendirme mevzuları -e kitabın yazarı da bir kadın olduğu için- tamamen bir kadın gözüyle yazılmış, haberiniz ola..
24 Ocak 2013 Perşembe
Sen kimsin peki?
Gönderen
gerbera
1/24/2013 02:12:00 ÖÖ
Her şeye kulp bulanlara ithafen;
Kilolu olsa ; Balina.
Zayıf olsa ; dal yutmuş.
Kısa etek giyerse ; yollu.
Uzun giyerse ; Kezban.
Samimi davranırsa ; yalaka.
Mesafe koyarsa ; yabani.
Makyaj yapsa ; doğal ol be baban badanacı mı?
Yapmasa ; ulan göz zevkimi bozdun yeminle.
Ders çalışsa ; yakında fotosentez yapacak.
Çalışmasa ; niyeti okumak değil zaten manita yapmaya geliyor okula.
Birini sevse ; Bu yaştan başlamış zilli.
Sevmese ; sığır aklınca zor kızı oynayacak.
Güzel olsa ; Kesin veriyordur.
Çirkin olsa ; Evladım olsa cebine eroin koyar polise veririm.
Peki, her şey iyi güzel de;
Birini eleştirirken hiç dönüp de ben kimim lan ,neye benziyorum diye aynaya baktın mı sen ?
Küçük İskender
Bi bana baksana!!
Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J







