Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

23 Şubat 2014 Pazar

Tavsiye olunur: Lancome Tresor Midnight Rose


Parfüm arayanlar için tavsiyemdir.. Hem kalıcı hem insanı bunaltmayan hoş kokusuyla insanı canlandırıyor.


Tanıtımı ise şu şekilde;


"Rengarenk, eğlenceli, neşeli Bir Koku. Aşkın şeker kaplı gülü. Gençliği, modernliği ve zarifliği sembolize eden bu çekici koku Paris’te bir aşk saklambacına konu oluyor. Tresor Midnight Rose, ağız sulandıran tatlı bir elma tazeliğiyle beklenmedik bir karşılaşmanın meyvesi olan “aşkın sevimli gülü” olabilir. 

Yoğun gül özü ve canlı ahududu tanecikleri arasında canlanan derin bir ilk görüşte aşk. Yasemin ve gül dokunuşu, taze kuşüzümü tomurcukları, sedir özü, vanilya ve misk notalarıyla büyüleyen ve bağımlılık yaratacak bir parfüm."


Siz de bu tarz kokuları seviyorsanız hoşunuza gidebilir..




Fiyat aralığı ise, 194- 255 tl 





Devamını Oku

Evet degistim, tıpkı sen gibi!


Hayat mı insanı değiştiriyo, yaşadıkları mı, zaman mı, bilinmez.. bildiğim şey ise evet ben de değiştim.. Eskisi gibi değilim pek sevdiğim okuyucum.. 

Hayattan çok beklentim yok artık. Bir şeyi istersem alırım beklemem çünkü! Nasıl bir iddialı girdim lafa bea :)

Baharı yazı daha bir heyecanlı bekler oldum, artık. 


Eskiden hayal ettiğim birçok yeri gezip görme hayalime kavuştuğumda mutluluktan delireceğimi düşünürken daha bir duruldum..


Meselâ eskisi gibi hayat sevinciyle dolup taşmıyorum.. Niye bilmem belki de çocukluğun verdiği aptal bir mutluluk, kanın deli aktığı zamandan kaynaklı fazladan bir yaşam enerjisiydi. Çocukluktaki gibi salak salak şeyler yapıp bunlardan mutlu olmayı isterdim..


Ve biliyor musun çok sevgili okuyucu artık nescafe de içiyorum ara sıra.. hiç sevmediğim hiç içmediğim şey şu hani! artık içiyorum ya da içmek zorunda kalıyorum.. Yok yok tabi ki de kola içmiyorum hâlâ!


İnanmayacaksın ama eskisi kadar da süslü değilim, tamam süslüyüm ama eskisi kadar değil yani.. :)


Ama değişmeyen şeyler de var, mesela hâlâ deli gibi bir Türk kahvesi manyağıyım! Kahvaltıdan yarım saat- 1 saat sonra içilen sabah kahvesi olmadan o günü başlamış saymam! 


Ve deli gibi kızmama rağmen hala zor bir insansın diyorlar bana.. Değilim lan! Ben zor değilim insanlar kolaya alışmışş..


Hâlâ çabuk güvenen bir insan değilim ve bu özelliğimi seviyorum; çünkü bu sayede hiç kazık yemedim, hayal kırıklığına uğramadım..


Evet İstanbul'u hâlâ sevmiyorum.. Ama sevdiğim insanla birlikte olma hayalimi seviyorum.. :)


Hâlâ fal baktırıp baktırıp pişman oluyorum. Evet evet hâlâ akıllanmadım! Falcıyla kavga etmek de hâlâ hobilerim arasında!!





Peki sen, sen hiç değişmedin mi? 


=)










Devamını Oku

20 Şubat 2014 Perşembe

Her fal bir saçmalık!!


Önceki fal maceralarımı az çok biliyorsun çok sevgili okuyucum,


Neyse bunları boş verelim de gel sen son maceramı dinle bir de sayın okuyucu;

Dün izin günümdü ev arkadaşımla bugün bari evde pineklemeyelim dedik, zira son birkaç aydaki bütün boş günlerimizi evde ot ot pinekleyerek geçirdik.

 Ne yapsak ne yapsak derken bir arkadaş aradı. Ev arkadaşımdan Yağmur arıyor cümlesini duyduktan sonra başıma bir saçmalık geleceğini anlamalıydım zaten. Sonraki diyalog: canım nasılsınız  hadi biz dışarıdayız, burada süper bir falcı var. Sunrise cafedeyiz çıkın gelin! 

Ben biliyordum bu ileri zekalının lafıyla yola çıkılmayacağını ama biraz istemeyerek de olsa çıktık. Yaklaşık 2 saat yol sürdü.. Yok yok trafik değil bu pek zeki arkadaş bize yolu yanlış tarif ediyormuş. Kervanlarla yola çıkmış, 5 aylık yoldan gelen göç kafilesi havasında, cafeye ulaştıktan sonra kutsal topraklara ulaşmış gibi yeri öpüp cafe ahalisini selamlayarak üzerimize atılan karanfiller eşliğinde içeri girdik! 

O da ne bizimki yemeğini yemiş, çayını içmiş, bir de üzerine tavlasını oynamış arkadaşıyla.. Bizi de bir bekleseydin insafsız 5 aylık yoldan geliyoruz biz!!

Adamla yapılan kısa bir hoş geldiniz, nerede kaldınız ve pazarlık merasiminden sonra sözde falcıların prensesi(!) Melek hanım beni huzurlarına çağırdılar..

Falcı sanki tüm geleceği avucumun içine yazacak şimdi edasında geçtim oturdum karşısına.. Kadın adımı soruyor söylüyorum, doğum tarihimi soruyor söylüyorum, annem babamı soruyor söylüyorum, hayatında biri var mı, mesleğin ne derken, hobaaa.. Noluyo lan! Sen söyleyeceksin bana bunları.. Oldu olacak ben anlatayım sen dinle temalı küçük bir arıza çıkardım. Kadın olayı çözmüş meğer senden alabileceği temel bilgileri öğreniyor bunları temel alarak sana bir uydurmasyon gelecek inşaa ediyor. Tamam fal biraz da uydurmasyona dayanıyor da, biraz da kendin çabala ama dmi? 


Hemen restimi çekip iptal ettirmeye yeltenerek kalkmamla kadının beni oturtması bir oldu.. Sonra illa yaz bunları diye elime bir kağıt ve kalem tutuşturdu. Benden aldığı bilgilerle bana caka satacak hanımefendi.. Lan ben söyledim sana onları!



Sonra mı? Sonrasını yazdım bekliyorum, bakalım iyi uydurabilmiş mi :) İnsan akıllanmıyor işte, hele ben! Ben hiç akıllanmammm!! :)




Devamını Oku

31 Ocak 2014 Cuma

Ne mi yapıyorum bu aralar?


Ne okuyorum? Bu ara Pucca'nın yeni kitabı "Ay Hadi İnşallah" ı aldım ve daha yeni okumaya başladım. bitirdikten sonra ayrıntılı fikirlerimi paylaşiciim elbette! Ayrıntılar az sonra yani :)


Ne dinliyorum? Bora Duran'ın "İnsan" adlı parçasına bayılıyorum, günde en az on kere dinliyorum..


Ne yapıyorum? Delicesine çalışıyorum ve bu ay pek kaçamak yapamıcam sanırım.. Çok acııı!!


Ne düşünüyorum? Saçma sapan bir sürü şey.. Bazen çok acaba diyor sonra da iyi ki diyorum..


Gene çok planlarım var özellikle de tatil ile ilgili.. :) Bazen çok mutsuz bazen çok boşvermiş bazen de çok gereksiz bir pollyanna olup çıkıyorum.. Kısacası gene eserekli hallerim üzerimde pek sevgili okuyucu.. Daha mutlu, güzel günlerim olcak mı peki? neden olmasın!


 Ay hadi inşallah.. :D





Devamını Oku

ilkçag ve ilk tripler =)








Devamını Oku

13 Ocak 2014 Pazartesi

Sarkıların canı cennete gitti..


Bugünlerde dilime dolanan favori şarkım Gökhan Tepe'den Veda Makamı; 


Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti

Dinlemek için tık tık










Devamını Oku

7 Ocak 2014 Salı

Londra Günlükleri #1


Yeni yılın ilk postunda Lonra'dan selam olsun! :) Bakalım Lonra'da neler yapılırmış, nereler görülürmüş, nerden ne alınırmış.. :)





Şehrin tüm güzelliklerini görmenizi sağlayacak, görülmesi gereken yerleri bizzat anlatarak gezdiren bir rehbere mi ihtiyacınız var? İşte şehir turları! :) Ben Big Bus tur şirketini tercih ettim ancak elbette birçok farklı tur şirketi de mevcut.







Hyde park. Londra'nın tam ortasında bulunan devasa büyüklükte, içinde sincapların dolaştığı bir yeşil alan. Yazın tüm konserler burada verilirmiş. İnsanın huzur bulduğu bir mekan..

  







Bir de dikkatimi çeken bir şey var ki, birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi Hintli ve Paki göçmenlerden Londra da nasibini almış..










Ve Londra'nın meşhur telefon kulubeleri :)






Londra'nın her köşesi buram buram tarih kokan yapılarla dolu.. Bu yüzden olsa gerek şehirden çok yapılar bile beni kendine hayran bırakmaya yetti.




Nam-ı diğer Oxford Street.. Muntazam sokakları, harika mimarisi ve alabildiğine geniş bir cadde.. Üzerinde birçok cafe, restoran, alışveriş merkezi, mağaza bulunmakta. Londra'nın en meşhur ve gözde caddesi, mutlaka görülmesi gerek..









İngiliz para birimi sterlin Türk parasına göre oldukça değerli olduğu için genel anlamda pahalı bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden yüksek maliyetlere kendinizi hazırlayın derim :) 

Ancak çok ucuz bir alışveriş merkezi var ki söylemeden geçmeyelim: Primark. Gerçekten özellikle de yeni yıl indirimlerinden olsa gerek çoğu giyim, hediyelik eşya ürünlerinde Türkiye'deki fiyatlardan bile ucuzdu. Özellikle 7 pound etiketli bot ve çizmeleri gördükten sonra gerisini hatırlamıyorum! Dikkat siz de kendinizi kaybedebilirsiniz benden söylemesi!











Enfes manzarasıyla ünlü Big Ben saat kulesi. İngiliz halkı arasında yapılan bir araştırmaya göre İngilizler Big Ben saat kulesini İngiltere'nin en önemli simgesi olarak görüyormuş ve sırf bu yüzden Big Ben'i görmeden İngiltere'ye gitmiş sayılmazmışsınız! Biz de gittik, gördük; gerçekten muazzam..





Ve tabii London Eye! Lonra'daki en ünlü turistik mekanlarından biri olan bu dönme dolap oldukça ilgi görüyor.




Kış mevsiminde gidecekseniz kesinlikle kalın giysiler almalısınız yanınıza.. Güneşli bir günde gezmemize rağmen hava tam anlamıyla buzz gibiydi. Şehrin sakinleri için bile fazla soğuk gelmiş olacak ki bere satın aldığım İngiliz satıcı bile havanın soğukluğundan yakınıyordu. Güneşli bir günde bile hava kasvetli olabilir ve her an yağmur başlayabilir; bu yüzden tabi ki şemsiyenizi de eksik etmiyorsunuz!









Ulaşım konusunda kesinlikle metroyu kullanmalısınız, bir kez aldığınız metro bileti ile gün içerisinde istediğiniz kadar seyahat edebilirsiniz.. Yanlış hatırlamıyorsam 7 pound gibi bir ücreti vardı. Şehrin her yerine yayılmış geniş bir metro ağı var ve ucuz ulaşım imkanı veriyor. 







İlk izlenimlerim böyle daha sonra yeniden bir Londra yazısında görüşürüz belki ;) 

Sevgiler ve tabi saygılarla.. Yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum tabii!





Devamını Oku

Pages

23 Şubat 2014 Pazar


Parfüm arayanlar için tavsiyemdir.. Hem kalıcı hem insanı bunaltmayan hoş kokusuyla insanı canlandırıyor.


Tanıtımı ise şu şekilde;


"Rengarenk, eğlenceli, neşeli Bir Koku. Aşkın şeker kaplı gülü. Gençliği, modernliği ve zarifliği sembolize eden bu çekici koku Paris’te bir aşk saklambacına konu oluyor. Tresor Midnight Rose, ağız sulandıran tatlı bir elma tazeliğiyle beklenmedik bir karşılaşmanın meyvesi olan “aşkın sevimli gülü” olabilir. 

Yoğun gül özü ve canlı ahududu tanecikleri arasında canlanan derin bir ilk görüşte aşk. Yasemin ve gül dokunuşu, taze kuşüzümü tomurcukları, sedir özü, vanilya ve misk notalarıyla büyüleyen ve bağımlılık yaratacak bir parfüm."


Siz de bu tarz kokuları seviyorsanız hoşunuza gidebilir..




Fiyat aralığı ise, 194- 255 tl 






Hayat mı insanı değiştiriyo, yaşadıkları mı, zaman mı, bilinmez.. bildiğim şey ise evet ben de değiştim.. Eskisi gibi değilim pek sevdiğim okuyucum.. 

Hayattan çok beklentim yok artık. Bir şeyi istersem alırım beklemem çünkü! Nasıl bir iddialı girdim lafa bea :)

Baharı yazı daha bir heyecanlı bekler oldum, artık. 


Eskiden hayal ettiğim birçok yeri gezip görme hayalime kavuştuğumda mutluluktan delireceğimi düşünürken daha bir duruldum..


Meselâ eskisi gibi hayat sevinciyle dolup taşmıyorum.. Niye bilmem belki de çocukluğun verdiği aptal bir mutluluk, kanın deli aktığı zamandan kaynaklı fazladan bir yaşam enerjisiydi. Çocukluktaki gibi salak salak şeyler yapıp bunlardan mutlu olmayı isterdim..


Ve biliyor musun çok sevgili okuyucu artık nescafe de içiyorum ara sıra.. hiç sevmediğim hiç içmediğim şey şu hani! artık içiyorum ya da içmek zorunda kalıyorum.. Yok yok tabi ki de kola içmiyorum hâlâ!


İnanmayacaksın ama eskisi kadar da süslü değilim, tamam süslüyüm ama eskisi kadar değil yani.. :)


Ama değişmeyen şeyler de var, mesela hâlâ deli gibi bir Türk kahvesi manyağıyım! Kahvaltıdan yarım saat- 1 saat sonra içilen sabah kahvesi olmadan o günü başlamış saymam! 


Ve deli gibi kızmama rağmen hala zor bir insansın diyorlar bana.. Değilim lan! Ben zor değilim insanlar kolaya alışmışş..


Hâlâ çabuk güvenen bir insan değilim ve bu özelliğimi seviyorum; çünkü bu sayede hiç kazık yemedim, hayal kırıklığına uğramadım..


Evet İstanbul'u hâlâ sevmiyorum.. Ama sevdiğim insanla birlikte olma hayalimi seviyorum.. :)


Hâlâ fal baktırıp baktırıp pişman oluyorum. Evet evet hâlâ akıllanmadım! Falcıyla kavga etmek de hâlâ hobilerim arasında!!





Peki sen, sen hiç değişmedin mi? 


=)










20 Şubat 2014 Perşembe


Önceki fal maceralarımı az çok biliyorsun çok sevgili okuyucum,


Neyse bunları boş verelim de gel sen son maceramı dinle bir de sayın okuyucu;

Dün izin günümdü ev arkadaşımla bugün bari evde pineklemeyelim dedik, zira son birkaç aydaki bütün boş günlerimizi evde ot ot pinekleyerek geçirdik.

 Ne yapsak ne yapsak derken bir arkadaş aradı. Ev arkadaşımdan Yağmur arıyor cümlesini duyduktan sonra başıma bir saçmalık geleceğini anlamalıydım zaten. Sonraki diyalog: canım nasılsınız  hadi biz dışarıdayız, burada süper bir falcı var. Sunrise cafedeyiz çıkın gelin! 

Ben biliyordum bu ileri zekalının lafıyla yola çıkılmayacağını ama biraz istemeyerek de olsa çıktık. Yaklaşık 2 saat yol sürdü.. Yok yok trafik değil bu pek zeki arkadaş bize yolu yanlış tarif ediyormuş. Kervanlarla yola çıkmış, 5 aylık yoldan gelen göç kafilesi havasında, cafeye ulaştıktan sonra kutsal topraklara ulaşmış gibi yeri öpüp cafe ahalisini selamlayarak üzerimize atılan karanfiller eşliğinde içeri girdik! 

O da ne bizimki yemeğini yemiş, çayını içmiş, bir de üzerine tavlasını oynamış arkadaşıyla.. Bizi de bir bekleseydin insafsız 5 aylık yoldan geliyoruz biz!!

Adamla yapılan kısa bir hoş geldiniz, nerede kaldınız ve pazarlık merasiminden sonra sözde falcıların prensesi(!) Melek hanım beni huzurlarına çağırdılar..

Falcı sanki tüm geleceği avucumun içine yazacak şimdi edasında geçtim oturdum karşısına.. Kadın adımı soruyor söylüyorum, doğum tarihimi soruyor söylüyorum, annem babamı soruyor söylüyorum, hayatında biri var mı, mesleğin ne derken, hobaaa.. Noluyo lan! Sen söyleyeceksin bana bunları.. Oldu olacak ben anlatayım sen dinle temalı küçük bir arıza çıkardım. Kadın olayı çözmüş meğer senden alabileceği temel bilgileri öğreniyor bunları temel alarak sana bir uydurmasyon gelecek inşaa ediyor. Tamam fal biraz da uydurmasyona dayanıyor da, biraz da kendin çabala ama dmi? 


Hemen restimi çekip iptal ettirmeye yeltenerek kalkmamla kadının beni oturtması bir oldu.. Sonra illa yaz bunları diye elime bir kağıt ve kalem tutuşturdu. Benden aldığı bilgilerle bana caka satacak hanımefendi.. Lan ben söyledim sana onları!



Sonra mı? Sonrasını yazdım bekliyorum, bakalım iyi uydurabilmiş mi :) İnsan akıllanmıyor işte, hele ben! Ben hiç akıllanmammm!! :)




31 Ocak 2014 Cuma


Ne okuyorum? Bu ara Pucca'nın yeni kitabı "Ay Hadi İnşallah" ı aldım ve daha yeni okumaya başladım. bitirdikten sonra ayrıntılı fikirlerimi paylaşiciim elbette! Ayrıntılar az sonra yani :)


Ne dinliyorum? Bora Duran'ın "İnsan" adlı parçasına bayılıyorum, günde en az on kere dinliyorum..


Ne yapıyorum? Delicesine çalışıyorum ve bu ay pek kaçamak yapamıcam sanırım.. Çok acııı!!


Ne düşünüyorum? Saçma sapan bir sürü şey.. Bazen çok acaba diyor sonra da iyi ki diyorum..


Gene çok planlarım var özellikle de tatil ile ilgili.. :) Bazen çok mutsuz bazen çok boşvermiş bazen de çok gereksiz bir pollyanna olup çıkıyorum.. Kısacası gene eserekli hallerim üzerimde pek sevgili okuyucu.. Daha mutlu, güzel günlerim olcak mı peki? neden olmasın!


 Ay hadi inşallah.. :D












13 Ocak 2014 Pazartesi


Bugünlerde dilime dolanan favori şarkım Gökhan Tepe'den Veda Makamı; 


Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti

Dinlemek için tık tık










7 Ocak 2014 Salı


Yeni yılın ilk postunda Lonra'dan selam olsun! :) Bakalım Lonra'da neler yapılırmış, nereler görülürmüş, nerden ne alınırmış.. :)





Şehrin tüm güzelliklerini görmenizi sağlayacak, görülmesi gereken yerleri bizzat anlatarak gezdiren bir rehbere mi ihtiyacınız var? İşte şehir turları! :) Ben Big Bus tur şirketini tercih ettim ancak elbette birçok farklı tur şirketi de mevcut.







Hyde park. Londra'nın tam ortasında bulunan devasa büyüklükte, içinde sincapların dolaştığı bir yeşil alan. Yazın tüm konserler burada verilirmiş. İnsanın huzur bulduğu bir mekan..

  







Bir de dikkatimi çeken bir şey var ki, birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi Hintli ve Paki göçmenlerden Londra da nasibini almış..










Ve Londra'nın meşhur telefon kulubeleri :)






Londra'nın her köşesi buram buram tarih kokan yapılarla dolu.. Bu yüzden olsa gerek şehirden çok yapılar bile beni kendine hayran bırakmaya yetti.




Nam-ı diğer Oxford Street.. Muntazam sokakları, harika mimarisi ve alabildiğine geniş bir cadde.. Üzerinde birçok cafe, restoran, alışveriş merkezi, mağaza bulunmakta. Londra'nın en meşhur ve gözde caddesi, mutlaka görülmesi gerek..









İngiliz para birimi sterlin Türk parasına göre oldukça değerli olduğu için genel anlamda pahalı bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden yüksek maliyetlere kendinizi hazırlayın derim :) 

Ancak çok ucuz bir alışveriş merkezi var ki söylemeden geçmeyelim: Primark. Gerçekten özellikle de yeni yıl indirimlerinden olsa gerek çoğu giyim, hediyelik eşya ürünlerinde Türkiye'deki fiyatlardan bile ucuzdu. Özellikle 7 pound etiketli bot ve çizmeleri gördükten sonra gerisini hatırlamıyorum! Dikkat siz de kendinizi kaybedebilirsiniz benden söylemesi!











Enfes manzarasıyla ünlü Big Ben saat kulesi. İngiliz halkı arasında yapılan bir araştırmaya göre İngilizler Big Ben saat kulesini İngiltere'nin en önemli simgesi olarak görüyormuş ve sırf bu yüzden Big Ben'i görmeden İngiltere'ye gitmiş sayılmazmışsınız! Biz de gittik, gördük; gerçekten muazzam..





Ve tabii London Eye! Lonra'daki en ünlü turistik mekanlarından biri olan bu dönme dolap oldukça ilgi görüyor.




Kış mevsiminde gidecekseniz kesinlikle kalın giysiler almalısınız yanınıza.. Güneşli bir günde gezmemize rağmen hava tam anlamıyla buzz gibiydi. Şehrin sakinleri için bile fazla soğuk gelmiş olacak ki bere satın aldığım İngiliz satıcı bile havanın soğukluğundan yakınıyordu. Güneşli bir günde bile hava kasvetli olabilir ve her an yağmur başlayabilir; bu yüzden tabi ki şemsiyenizi de eksik etmiyorsunuz!









Ulaşım konusunda kesinlikle metroyu kullanmalısınız, bir kez aldığınız metro bileti ile gün içerisinde istediğiniz kadar seyahat edebilirsiniz.. Yanlış hatırlamıyorsam 7 pound gibi bir ücreti vardı. Şehrin her yerine yayılmış geniş bir metro ağı var ve ucuz ulaşım imkanı veriyor. 







İlk izlenimlerim böyle daha sonra yeniden bir Londra yazısında görüşürüz belki ;) 

Sevgiler ve tabi saygılarla.. Yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum tabii!





Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena