Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

2 Mart 2014 Pazar

Kafanda kalıpların, sınırların ve kliselerinle geleceksen yanıma, bak kapı orada!

Ben ne mi istiyorum? Neler istemiyorum ki !


Çalışmadan para kazanmak mümkün olsun istiyor.. şaka şaka o kadar da abartmayacağım; ama en azından gecenin bir yarısı işe gitmek zorunda olmamayı istiyorum.. 


Sevdiğim kişi yanımda olsun istiyorum, sevgilim varken de yalnızları oynamak istemiyorum.

Bu büyük şehirde de ot ot yaşamaktan ziyade her anımı dolu dolu geçirmek değişik yerleri keşfetmek istiyorum..

Gerçek dostlarımın yanımda olmasını istiyorum mesela..



Bazen ağız dolusu küfür etmek istiyorum..

Kalıplara sıkışıp kalmak değil, kabıma sığmamak istiyorum. 



Dünyanın her yerini görme lüksüne sahipken, kendi  veya başka insanların kafasındaki küçücük sınırlara mahkum olmamayı istiyorum..


Her dakika rapor vermemek bazen kendi halime bırakılmak, boğulmamak; 

Sürekli birilerine bir şeylerin izahatını yapmamak; kendimi birilerine anlatmak zorunda kalmamak istiyorum.. 



Ve tabii her lafın, sözün, bakışın anlamını ya da nedenini söylemek değil, bazı şeylerin başkaları tarafından sorulmadan anlaşılmasını ya da anlamaya çalışılmasını, anlamasa bile sorulmamasını istiyorum.. Her şeyi soran, her şeyde bir neden arayan insanlar istemiyorum mesela etrafımda.. Çünkü bazen bazı şeylerin tek nedeni olabilir: Canım öyle istedi!


Biri yanımda olmak istiyorsa; onun kişisel alanımın, özgürlüğümün karşısında değil yanında yer almasını, 

Birlikte açarak kollarımızı, alabildiğine dünyayı kucaklamayı ve bazen de hayata, tüm zorluklara göğüs germeyi istiyorum..

Nefes almak istiyorum, ciğerlerim alabildiğine..




Geleneksel yaz için kilo verme çabalarımdan mutlu ve başarılı çıkmayı istiyorum, her kadın gibi :)

O elbiselerin hepsi benim olsun istiyorum, etekler, bluzlar, ayakkabılar, çantalar, takılar hepsi hepsi.. :)




Bir an önce şu sırtımdaki tez denen illetten kurtulmak istiyorum..


Zamanı olan, ileriye dönük şeyleri şimdiden konuşmamak istiyorum, akışına bırakmak istiyorum.. Erken yapılan planların hiçbir zaman tutmadığını tecrübe ederek..

bazen de vurdumduymaz olmak istiyorum..



Artık ehliyet almanın vakti gelsin istiyorum ki geldii.. İstanbul bir trafik canavarı daha kazansın istiyorum, ben de ne memuru alkol bey geyiği yapmak istiyorumm.. :)


Bahar temizliği operasyonlarından kalıcı olarak kurtulmak istiyorum.. ;)


Bugün günlerden ne sorusu hakkında bir fikir sahibi olmak istiyorum.. :)



Yalnız yaşamanın tadını çıkarmak istiyorum..




Yaşamak dolu dolu, özgürcesine, sormadan- sorulmadan, insan gibi.. Sadece yaşamak, her insan gibi..




Ya sen?



=)





Devamını Oku

25 Şubat 2014 Salı

Sen gidelim de ben nereye demem ki!



Sen hadi gidelim dediğinde "hadi" diyen biri olmalı yanında..  Değil mi ama  =)







Zeynebimm gibi.. :)





Devamını Oku

23 Şubat 2014 Pazar

Tavsiye olunur: Lancome Tresor Midnight Rose


Parfüm arayanlar için tavsiyemdir.. Hem kalıcı hem insanı bunaltmayan hoş kokusuyla insanı canlandırıyor.


Tanıtımı ise şu şekilde;


"Rengarenk, eğlenceli, neşeli Bir Koku. Aşkın şeker kaplı gülü. Gençliği, modernliği ve zarifliği sembolize eden bu çekici koku Paris’te bir aşk saklambacına konu oluyor. Tresor Midnight Rose, ağız sulandıran tatlı bir elma tazeliğiyle beklenmedik bir karşılaşmanın meyvesi olan “aşkın sevimli gülü” olabilir. 

Yoğun gül özü ve canlı ahududu tanecikleri arasında canlanan derin bir ilk görüşte aşk. Yasemin ve gül dokunuşu, taze kuşüzümü tomurcukları, sedir özü, vanilya ve misk notalarıyla büyüleyen ve bağımlılık yaratacak bir parfüm."


Siz de bu tarz kokuları seviyorsanız hoşunuza gidebilir..




Fiyat aralığı ise, 194- 255 tl 





Devamını Oku

Evet degistim, tıpkı sen gibi!


Hayat mı insanı değiştiriyo, yaşadıkları mı, zaman mı, bilinmez.. bildiğim şey ise evet ben de değiştim.. Eskisi gibi değilim pek sevdiğim okuyucum.. 

Hayattan çok beklentim yok artık. Bir şeyi istersem alırım beklemem çünkü! Nasıl bir iddialı girdim lafa bea :)

Baharı yazı daha bir heyecanlı bekler oldum, artık. 


Eskiden hayal ettiğim birçok yeri gezip görme hayalime kavuştuğumda mutluluktan delireceğimi düşünürken daha bir duruldum..


Meselâ eskisi gibi hayat sevinciyle dolup taşmıyorum.. Niye bilmem belki de çocukluğun verdiği aptal bir mutluluk, kanın deli aktığı zamandan kaynaklı fazladan bir yaşam enerjisiydi. Çocukluktaki gibi salak salak şeyler yapıp bunlardan mutlu olmayı isterdim..


Ve biliyor musun çok sevgili okuyucu artık nescafe de içiyorum ara sıra.. hiç sevmediğim hiç içmediğim şey şu hani! artık içiyorum ya da içmek zorunda kalıyorum.. Yok yok tabi ki de kola içmiyorum hâlâ!


İnanmayacaksın ama eskisi kadar da süslü değilim, tamam süslüyüm ama eskisi kadar değil yani.. :)


Ama değişmeyen şeyler de var, mesela hâlâ deli gibi bir Türk kahvesi manyağıyım! Kahvaltıdan yarım saat- 1 saat sonra içilen sabah kahvesi olmadan o günü başlamış saymam! 


Ve deli gibi kızmama rağmen hala zor bir insansın diyorlar bana.. Değilim lan! Ben zor değilim insanlar kolaya alışmışş..


Hâlâ çabuk güvenen bir insan değilim ve bu özelliğimi seviyorum; çünkü bu sayede hiç kazık yemedim, hayal kırıklığına uğramadım..


Evet İstanbul'u hâlâ sevmiyorum.. Ama sevdiğim insanla birlikte olma hayalimi seviyorum.. :)


Hâlâ fal baktırıp baktırıp pişman oluyorum. Evet evet hâlâ akıllanmadım! Falcıyla kavga etmek de hâlâ hobilerim arasında!!





Peki sen, sen hiç değişmedin mi? 


=)










Devamını Oku

20 Şubat 2014 Perşembe

Her fal bir saçmalık!!


Önceki fal maceralarımı az çok biliyorsun çok sevgili okuyucum,


Neyse bunları boş verelim de gel sen son maceramı dinle bir de sayın okuyucu;

Dün izin günümdü ev arkadaşımla bugün bari evde pineklemeyelim dedik, zira son birkaç aydaki bütün boş günlerimizi evde ot ot pinekleyerek geçirdik.

 Ne yapsak ne yapsak derken bir arkadaş aradı. Ev arkadaşımdan Yağmur arıyor cümlesini duyduktan sonra başıma bir saçmalık geleceğini anlamalıydım zaten. Sonraki diyalog: canım nasılsınız  hadi biz dışarıdayız, burada süper bir falcı var. Sunrise cafedeyiz çıkın gelin! 

Ben biliyordum bu ileri zekalının lafıyla yola çıkılmayacağını ama biraz istemeyerek de olsa çıktık. Yaklaşık 2 saat yol sürdü.. Yok yok trafik değil bu pek zeki arkadaş bize yolu yanlış tarif ediyormuş. Kervanlarla yola çıkmış, 5 aylık yoldan gelen göç kafilesi havasında, cafeye ulaştıktan sonra kutsal topraklara ulaşmış gibi yeri öpüp cafe ahalisini selamlayarak üzerimize atılan karanfiller eşliğinde içeri girdik! 

O da ne bizimki yemeğini yemiş, çayını içmiş, bir de üzerine tavlasını oynamış arkadaşıyla.. Bizi de bir bekleseydin insafsız 5 aylık yoldan geliyoruz biz!!

Adamla yapılan kısa bir hoş geldiniz, nerede kaldınız ve pazarlık merasiminden sonra sözde falcıların prensesi(!) Melek hanım beni huzurlarına çağırdılar..

Falcı sanki tüm geleceği avucumun içine yazacak şimdi edasında geçtim oturdum karşısına.. Kadın adımı soruyor söylüyorum, doğum tarihimi soruyor söylüyorum, annem babamı soruyor söylüyorum, hayatında biri var mı, mesleğin ne derken, hobaaa.. Noluyo lan! Sen söyleyeceksin bana bunları.. Oldu olacak ben anlatayım sen dinle temalı küçük bir arıza çıkardım. Kadın olayı çözmüş meğer senden alabileceği temel bilgileri öğreniyor bunları temel alarak sana bir uydurmasyon gelecek inşaa ediyor. Tamam fal biraz da uydurmasyona dayanıyor da, biraz da kendin çabala ama dmi? 


Hemen restimi çekip iptal ettirmeye yeltenerek kalkmamla kadının beni oturtması bir oldu.. Sonra illa yaz bunları diye elime bir kağıt ve kalem tutuşturdu. Benden aldığı bilgilerle bana caka satacak hanımefendi.. Lan ben söyledim sana onları!



Sonra mı? Sonrasını yazdım bekliyorum, bakalım iyi uydurabilmiş mi :) İnsan akıllanmıyor işte, hele ben! Ben hiç akıllanmammm!! :)




Devamını Oku

31 Ocak 2014 Cuma

Ne mi yapıyorum bu aralar?


Ne okuyorum? Bu ara Pucca'nın yeni kitabı "Ay Hadi İnşallah" ı aldım ve daha yeni okumaya başladım. bitirdikten sonra ayrıntılı fikirlerimi paylaşiciim elbette! Ayrıntılar az sonra yani :)


Ne dinliyorum? Bora Duran'ın "İnsan" adlı parçasına bayılıyorum, günde en az on kere dinliyorum..


Ne yapıyorum? Delicesine çalışıyorum ve bu ay pek kaçamak yapamıcam sanırım.. Çok acııı!!


Ne düşünüyorum? Saçma sapan bir sürü şey.. Bazen çok acaba diyor sonra da iyi ki diyorum..


Gene çok planlarım var özellikle de tatil ile ilgili.. :) Bazen çok mutsuz bazen çok boşvermiş bazen de çok gereksiz bir pollyanna olup çıkıyorum.. Kısacası gene eserekli hallerim üzerimde pek sevgili okuyucu.. Daha mutlu, güzel günlerim olcak mı peki? neden olmasın!


 Ay hadi inşallah.. :D





Devamını Oku

ilkçag ve ilk tripler =)








Devamını Oku

Pages

2 Mart 2014 Pazar

Ben ne mi istiyorum? Neler istemiyorum ki !


Çalışmadan para kazanmak mümkün olsun istiyor.. şaka şaka o kadar da abartmayacağım; ama en azından gecenin bir yarısı işe gitmek zorunda olmamayı istiyorum.. 


Sevdiğim kişi yanımda olsun istiyorum, sevgilim varken de yalnızları oynamak istemiyorum.

Bu büyük şehirde de ot ot yaşamaktan ziyade her anımı dolu dolu geçirmek değişik yerleri keşfetmek istiyorum..

Gerçek dostlarımın yanımda olmasını istiyorum mesela..



Bazen ağız dolusu küfür etmek istiyorum..

Kalıplara sıkışıp kalmak değil, kabıma sığmamak istiyorum. 



Dünyanın her yerini görme lüksüne sahipken, kendi  veya başka insanların kafasındaki küçücük sınırlara mahkum olmamayı istiyorum..


Her dakika rapor vermemek bazen kendi halime bırakılmak, boğulmamak; 

Sürekli birilerine bir şeylerin izahatını yapmamak; kendimi birilerine anlatmak zorunda kalmamak istiyorum.. 



Ve tabii her lafın, sözün, bakışın anlamını ya da nedenini söylemek değil, bazı şeylerin başkaları tarafından sorulmadan anlaşılmasını ya da anlamaya çalışılmasını, anlamasa bile sorulmamasını istiyorum.. Her şeyi soran, her şeyde bir neden arayan insanlar istemiyorum mesela etrafımda.. Çünkü bazen bazı şeylerin tek nedeni olabilir: Canım öyle istedi!


Biri yanımda olmak istiyorsa; onun kişisel alanımın, özgürlüğümün karşısında değil yanında yer almasını, 

Birlikte açarak kollarımızı, alabildiğine dünyayı kucaklamayı ve bazen de hayata, tüm zorluklara göğüs germeyi istiyorum..

Nefes almak istiyorum, ciğerlerim alabildiğine..




Geleneksel yaz için kilo verme çabalarımdan mutlu ve başarılı çıkmayı istiyorum, her kadın gibi :)

O elbiselerin hepsi benim olsun istiyorum, etekler, bluzlar, ayakkabılar, çantalar, takılar hepsi hepsi.. :)




Bir an önce şu sırtımdaki tez denen illetten kurtulmak istiyorum..


Zamanı olan, ileriye dönük şeyleri şimdiden konuşmamak istiyorum, akışına bırakmak istiyorum.. Erken yapılan planların hiçbir zaman tutmadığını tecrübe ederek..

bazen de vurdumduymaz olmak istiyorum..



Artık ehliyet almanın vakti gelsin istiyorum ki geldii.. İstanbul bir trafik canavarı daha kazansın istiyorum, ben de ne memuru alkol bey geyiği yapmak istiyorumm.. :)


Bahar temizliği operasyonlarından kalıcı olarak kurtulmak istiyorum.. ;)


Bugün günlerden ne sorusu hakkında bir fikir sahibi olmak istiyorum.. :)



Yalnız yaşamanın tadını çıkarmak istiyorum..




Yaşamak dolu dolu, özgürcesine, sormadan- sorulmadan, insan gibi.. Sadece yaşamak, her insan gibi..




Ya sen?



=)





25 Şubat 2014 Salı



Sen hadi gidelim dediğinde "hadi" diyen biri olmalı yanında..  Değil mi ama  =)







Zeynebimm gibi.. :)





23 Şubat 2014 Pazar


Parfüm arayanlar için tavsiyemdir.. Hem kalıcı hem insanı bunaltmayan hoş kokusuyla insanı canlandırıyor.


Tanıtımı ise şu şekilde;


"Rengarenk, eğlenceli, neşeli Bir Koku. Aşkın şeker kaplı gülü. Gençliği, modernliği ve zarifliği sembolize eden bu çekici koku Paris’te bir aşk saklambacına konu oluyor. Tresor Midnight Rose, ağız sulandıran tatlı bir elma tazeliğiyle beklenmedik bir karşılaşmanın meyvesi olan “aşkın sevimli gülü” olabilir. 

Yoğun gül özü ve canlı ahududu tanecikleri arasında canlanan derin bir ilk görüşte aşk. Yasemin ve gül dokunuşu, taze kuşüzümü tomurcukları, sedir özü, vanilya ve misk notalarıyla büyüleyen ve bağımlılık yaratacak bir parfüm."


Siz de bu tarz kokuları seviyorsanız hoşunuza gidebilir..




Fiyat aralığı ise, 194- 255 tl 






Hayat mı insanı değiştiriyo, yaşadıkları mı, zaman mı, bilinmez.. bildiğim şey ise evet ben de değiştim.. Eskisi gibi değilim pek sevdiğim okuyucum.. 

Hayattan çok beklentim yok artık. Bir şeyi istersem alırım beklemem çünkü! Nasıl bir iddialı girdim lafa bea :)

Baharı yazı daha bir heyecanlı bekler oldum, artık. 


Eskiden hayal ettiğim birçok yeri gezip görme hayalime kavuştuğumda mutluluktan delireceğimi düşünürken daha bir duruldum..


Meselâ eskisi gibi hayat sevinciyle dolup taşmıyorum.. Niye bilmem belki de çocukluğun verdiği aptal bir mutluluk, kanın deli aktığı zamandan kaynaklı fazladan bir yaşam enerjisiydi. Çocukluktaki gibi salak salak şeyler yapıp bunlardan mutlu olmayı isterdim..


Ve biliyor musun çok sevgili okuyucu artık nescafe de içiyorum ara sıra.. hiç sevmediğim hiç içmediğim şey şu hani! artık içiyorum ya da içmek zorunda kalıyorum.. Yok yok tabi ki de kola içmiyorum hâlâ!


İnanmayacaksın ama eskisi kadar da süslü değilim, tamam süslüyüm ama eskisi kadar değil yani.. :)


Ama değişmeyen şeyler de var, mesela hâlâ deli gibi bir Türk kahvesi manyağıyım! Kahvaltıdan yarım saat- 1 saat sonra içilen sabah kahvesi olmadan o günü başlamış saymam! 


Ve deli gibi kızmama rağmen hala zor bir insansın diyorlar bana.. Değilim lan! Ben zor değilim insanlar kolaya alışmışş..


Hâlâ çabuk güvenen bir insan değilim ve bu özelliğimi seviyorum; çünkü bu sayede hiç kazık yemedim, hayal kırıklığına uğramadım..


Evet İstanbul'u hâlâ sevmiyorum.. Ama sevdiğim insanla birlikte olma hayalimi seviyorum.. :)


Hâlâ fal baktırıp baktırıp pişman oluyorum. Evet evet hâlâ akıllanmadım! Falcıyla kavga etmek de hâlâ hobilerim arasında!!





Peki sen, sen hiç değişmedin mi? 


=)










20 Şubat 2014 Perşembe


Önceki fal maceralarımı az çok biliyorsun çok sevgili okuyucum,


Neyse bunları boş verelim de gel sen son maceramı dinle bir de sayın okuyucu;

Dün izin günümdü ev arkadaşımla bugün bari evde pineklemeyelim dedik, zira son birkaç aydaki bütün boş günlerimizi evde ot ot pinekleyerek geçirdik.

 Ne yapsak ne yapsak derken bir arkadaş aradı. Ev arkadaşımdan Yağmur arıyor cümlesini duyduktan sonra başıma bir saçmalık geleceğini anlamalıydım zaten. Sonraki diyalog: canım nasılsınız  hadi biz dışarıdayız, burada süper bir falcı var. Sunrise cafedeyiz çıkın gelin! 

Ben biliyordum bu ileri zekalının lafıyla yola çıkılmayacağını ama biraz istemeyerek de olsa çıktık. Yaklaşık 2 saat yol sürdü.. Yok yok trafik değil bu pek zeki arkadaş bize yolu yanlış tarif ediyormuş. Kervanlarla yola çıkmış, 5 aylık yoldan gelen göç kafilesi havasında, cafeye ulaştıktan sonra kutsal topraklara ulaşmış gibi yeri öpüp cafe ahalisini selamlayarak üzerimize atılan karanfiller eşliğinde içeri girdik! 

O da ne bizimki yemeğini yemiş, çayını içmiş, bir de üzerine tavlasını oynamış arkadaşıyla.. Bizi de bir bekleseydin insafsız 5 aylık yoldan geliyoruz biz!!

Adamla yapılan kısa bir hoş geldiniz, nerede kaldınız ve pazarlık merasiminden sonra sözde falcıların prensesi(!) Melek hanım beni huzurlarına çağırdılar..

Falcı sanki tüm geleceği avucumun içine yazacak şimdi edasında geçtim oturdum karşısına.. Kadın adımı soruyor söylüyorum, doğum tarihimi soruyor söylüyorum, annem babamı soruyor söylüyorum, hayatında biri var mı, mesleğin ne derken, hobaaa.. Noluyo lan! Sen söyleyeceksin bana bunları.. Oldu olacak ben anlatayım sen dinle temalı küçük bir arıza çıkardım. Kadın olayı çözmüş meğer senden alabileceği temel bilgileri öğreniyor bunları temel alarak sana bir uydurmasyon gelecek inşaa ediyor. Tamam fal biraz da uydurmasyona dayanıyor da, biraz da kendin çabala ama dmi? 


Hemen restimi çekip iptal ettirmeye yeltenerek kalkmamla kadının beni oturtması bir oldu.. Sonra illa yaz bunları diye elime bir kağıt ve kalem tutuşturdu. Benden aldığı bilgilerle bana caka satacak hanımefendi.. Lan ben söyledim sana onları!



Sonra mı? Sonrasını yazdım bekliyorum, bakalım iyi uydurabilmiş mi :) İnsan akıllanmıyor işte, hele ben! Ben hiç akıllanmammm!! :)




31 Ocak 2014 Cuma


Ne okuyorum? Bu ara Pucca'nın yeni kitabı "Ay Hadi İnşallah" ı aldım ve daha yeni okumaya başladım. bitirdikten sonra ayrıntılı fikirlerimi paylaşiciim elbette! Ayrıntılar az sonra yani :)


Ne dinliyorum? Bora Duran'ın "İnsan" adlı parçasına bayılıyorum, günde en az on kere dinliyorum..


Ne yapıyorum? Delicesine çalışıyorum ve bu ay pek kaçamak yapamıcam sanırım.. Çok acııı!!


Ne düşünüyorum? Saçma sapan bir sürü şey.. Bazen çok acaba diyor sonra da iyi ki diyorum..


Gene çok planlarım var özellikle de tatil ile ilgili.. :) Bazen çok mutsuz bazen çok boşvermiş bazen de çok gereksiz bir pollyanna olup çıkıyorum.. Kısacası gene eserekli hallerim üzerimde pek sevgili okuyucu.. Daha mutlu, güzel günlerim olcak mı peki? neden olmasın!


 Ay hadi inşallah.. :D












Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena