31 Ocak 2014 Cuma
13 Ocak 2014 Pazartesi
Sarkıların canı cennete gitti..
Bugünlerde dilime dolanan favori
şarkım Gökhan Tepe'den Veda Makamı;
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Dinlemek için tık tık
Gönderen
gerbera
zaman:
1/13/2014 07:53:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
Gökhan Tepe,
sözleri,
şarkı,
şarkıların canı cennete gitti,
Veda Makamı,
yaşam
7 Ocak 2014 Salı
Londra Günlükleri #1
Yeni yılın ilk postunda Lonra'dan selam olsun! :) Bakalım Lonra'da neler yapılırmış, nereler görülürmüş, nerden ne alınırmış.. :)
Şehrin tüm güzelliklerini görmenizi sağlayacak, görülmesi gereken
yerleri bizzat anlatarak gezdiren bir rehbere mi ihtiyacınız var? İşte şehir
turları! :) Ben Big Bus tur şirketini tercih ettim ancak elbette birçok farklı tur şirketi de mevcut.
Hyde park. Londra'nın tam ortasında bulunan devasa büyüklükte,
içinde sincapların dolaştığı bir yeşil alan. Yazın tüm konserler burada
verilirmiş. İnsanın huzur bulduğu bir mekan..
Bir de dikkatimi çeken bir şey var ki, birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi Hintli ve Paki göçmenlerden Londra da nasibini almış..
Ve Londra'nın meşhur telefon kulubeleri :)
Londra'nın her köşesi buram buram tarih kokan yapılarla dolu.. Bu yüzden olsa gerek şehirden çok yapılar bile beni kendine hayran bırakmaya yetti.
Nam-ı diğer Oxford Street.. Muntazam sokakları, harika mimarisi ve alabildiğine geniş bir cadde.. Üzerinde birçok cafe, restoran, alışveriş merkezi, mağaza bulunmakta. Londra'nın en meşhur ve gözde caddesi, mutlaka görülmesi gerek..
İngiliz para birimi sterlin Türk parasına göre oldukça değerli olduğu için genel anlamda pahalı bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden yüksek maliyetlere kendinizi hazırlayın derim :)
Ancak çok ucuz bir alışveriş merkezi var ki söylemeden geçmeyelim: Primark. Gerçekten özellikle de yeni yıl indirimlerinden olsa gerek çoğu giyim, hediyelik eşya ürünlerinde Türkiye'deki fiyatlardan bile ucuzdu. Özellikle 7 pound etiketli bot ve çizmeleri gördükten sonra gerisini hatırlamıyorum! Dikkat siz de kendinizi kaybedebilirsiniz benden söylemesi!
Enfes manzarasıyla ünlü Big Ben saat kulesi. İngiliz halkı arasında yapılan bir araştırmaya göre İngilizler Big Ben saat kulesini İngiltere'nin en önemli simgesi olarak görüyormuş ve sırf bu yüzden Big Ben'i görmeden İngiltere'ye gitmiş sayılmazmışsınız! Biz de gittik, gördük; gerçekten muazzam..
Ve tabii London Eye! Lonra'daki en ünlü turistik mekanlarından biri olan bu dönme dolap oldukça ilgi görüyor.
Kış mevsiminde gidecekseniz kesinlikle kalın giysiler almalısınız yanınıza.. Güneşli bir günde gezmemize rağmen hava tam anlamıyla buzz gibiydi. Şehrin sakinleri için bile fazla soğuk gelmiş olacak ki bere satın aldığım İngiliz satıcı bile havanın soğukluğundan yakınıyordu. Güneşli bir günde bile hava kasvetli olabilir ve her an yağmur başlayabilir; bu yüzden tabi ki şemsiyenizi de eksik etmiyorsunuz!
Ulaşım konusunda kesinlikle metroyu kullanmalısınız, bir kez aldığınız metro bileti ile gün içerisinde istediğiniz kadar seyahat edebilirsiniz.. Yanlış hatırlamıyorsam 7 pound gibi bir ücreti vardı. Şehrin her yerine yayılmış geniş bir metro ağı var ve ucuz ulaşım imkanı veriyor.
İlk izlenimlerim böyle daha sonra yeniden bir Londra yazısında görüşürüz belki ;)
Sevgiler ve tabi saygılarla.. Yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum tabii!
Gönderen
gerbera
zaman:
1/07/2014 05:16:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
Big Ben,
gezi,
İngiltere,
London Eye,
Londra,
Lonra'da gezilecek yerler,
Oxford Street,
yaşam
17 Aralık 2013 Salı
Kirpiklerim ipek gibi!
Bir arkadaşımın tavsiyesi
ve bir anlık cesaretimle atılmış olduğum ipek kirpik maceramla gene
karşınızdayım efem! Öncelikle aydınlanalım..
İpek
kirpik nedir?
Çoğunlukla
kirpiklerinin seyrekliğinden veya kısa olmasından şikayet eden bayanların
tercih ettiği kirpikleri olduğundan daha uzun ve sık gösteren profesyonel bir
uygulamadır. Gelin adaylarına da önerilir. Özel olarak üretilmiş gözde ağırlık veya alerji yapmayan bu
kirpikler kendi kirpiğinizin üzerine yine özel bir yapıştırıcıyla tek tek
eklenerek yapılan bir işlemdir.
Uygulama
Öncesinde
gözlerinizdeki tüm makyajın yağsız bir temizleyici yardımızyla silinmesi
gerekiyor. İşlem yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Uygulama esnasında kirpiklere
sürülen yapıştırıcı biraz gözlerinizi yakabilir, ama sonrasında yanma hissi
geçiyor. en zoru da 1-1,5 saat gözler kapalı vaziyette sonucu merak ederek
beklemek :) Ve tatatataaammmm !,5 saatin sonunda özlediğiniz, sevdiğiniz
muhteşem kirpikleeer!
Avantajları
Takma
kirpiklerden farklı olarak bakımları yapıldığı takdirde 90 gün kadar kalıyor,
gözde herhangi bir ağırlık veya alerjiye sebep olmuyor..
Özellikle
yaz dönemlerinde makyaj yapmaktan rimel sürmekten bunalanlar için çok iyi bir
çözüm.
Bakıldığında
özellikle eski kirpiklerinizi bilmeyenler kesinlikle yapay olduğunu anlayamıyor..
Ter,
gözyaşı, havuz, deniz, duş gibi fiziksel etkenlerden pek etkilenmiyor.
Yaz
veya kış farketmeksizin her dönemde kullanılabilir.
Kirpik
uçlarına eklendiğinden kendi kirpikleriniz zarar görmüyor.
Dezavantajları
Kirpiklerinizden
düşerken kendi kirpiğinizle birlikte dökülebilir ancak kendi kirpiğiniz tabiki
geri çıkacaktır.
Kullanım
süresi dolup dökülmeye başladığında bir taraftan fazlasıyla dökülüp diğer
yanlarda ipek kirpikleriniz hala durabilir, ki bu da ilginç bir görüntü
oluşturabilir! (bunu yaşamamak için ya gidip yeniden yaptırmanız ya da tamamen çıkartmanız gerek)
İşlemin
uygulama ve çıkarılma esnasında gözleriniz biraz yanabilir.
Bunlara
Dikkat!
Uzmanlık gerektiren bir uygula bu yüzden kesinlikle güvendiğiniz, uzman bir yere yaptırmalısınız!
İşlem
uygulandıktan itibaren 3 gün süreyle -eğer kalıcı olmasını istiyorsanız tabi-
su değdirmemelisiniz.
İşlem
uygulandıktan itibaren 3 gün süreyle solaryum, sauna vb sıcak uygulamalardan
uzak durunuz.
Rimel
kullanmak ve tabi kirpikleri ovuşturmak yok! Nazik olunuz lütfen :)
Yağlı
göz makyajı temizleyicileri kullanmak yok!
Kirpik
diplerine ve kirpiklere krem vb solüsyonları değdirmemelisiniz.
2-3
haftada bir kirpiklerinizin dökülme durumuna bağlı olarak düzenli bakımını
yaptırmalısınız. (ki bu da arada düşen kirpiklerin yerine yeniden takılması
demek oluyor)
Ve
tabi ki kirpik kıvırıcı kullanmıyoruz; zaten yeterince kıvrık :)
Acı son: çıkarma işlemi esnasında kendi kirpikleriniz de hatırı sayılır bir oranda dökülüyor, maalesef.. Evet ipek kirpik çok güzel ama kendi kirpiklerinizi dökme pahasına mı? bunları düşünüp ona göre karar vermenizi öneririm.
Acı son: çıkarma işlemi esnasında kendi kirpikleriniz de hatırı sayılır bir oranda dökülüyor, maalesef.. Evet ipek kirpik çok güzel ama kendi kirpiklerinizi dökme pahasına mı? bunları düşünüp ona göre karar vermenizi öneririm.
Gelelim kendi yorumlarıma;
Yaptıralı bir aydan fazla oldu ve şu ana kadar gayet güzel.. evet işlem esnasında biraz gözlerim yandı ancak sonucuna değdiğini düşünüyorum. Bu arada evet adı ipek ama öyle pamuk gibi bir şey de beklememek gerek, hafiften biraz sertlik oluyor, kirpiklerde. Rimel falan kullanmama gerek kalmadı ki bu da makyajda büyük kolaylık demek benim için. kirpiklerimde bir yıpranma veya dökülmeyle karşılaşmadım henüz.. Senin kirpiklerin kısa veya seyrek miydi diye soracak olursanız hayır ikisi de değil; ancak güzel kirpikleri sevdiğim ve denemek istediğim için yaptırdım..
Memnun muyum? çıkarma işlemine kadar evetti cevabım! Herhangi bir pişmanlık yaşamak istemiyorsanız, avantajlarını ve dezavantajlarını iyice düşünüp öyle yaptırmalısınız..
Memnun muyum? çıkarma işlemine kadar evetti cevabım! Herhangi bir pişmanlık yaşamak istemiyorsanız, avantajlarını ve dezavantajlarını iyice düşünüp öyle yaptırmalısınız..
Sormak istediğiniz sorularınız veya merak ettikleriniz varsa memnuniyetle cevaplarım efem ;)
Hepinizi yanaklarınızdan mıncırıyorum..
Gönderen
gerbera
zaman:
12/17/2013 08:36:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
güzellik,
ipek kirpik,
kirpik,
protez kirpik,
süs-püs,
takma kirpik
10 Aralık 2013 Salı
Tüm seçkin eczanelerde
Gönderen
gerbera
zaman:
12/10/2013 01:26:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
bisiktirol,
ilaç,
komik,
resim,
tek kare
3 Aralık 2013 Salı
Durum Raporu #2
Bana
vefasız diyenleri haklı çıkarmanın vermiş olduğu haksız gururla, ne uzun ne de
kısa orta mı orta bir aradan sonra yine ve yeniden karşınızdayım efem..
dediklerimi idrak etmeye çalışma çok sevgili okuyucu oku gül ve geç; seviyorum
uzun cümlelerle laf cambazlığı yapmayı.. Ben de biliyorum çok ihmal ettim seni
sevgili ve pek saygılı blogum; tamam bea çemkirme artık!
Aman
neler oldu neler bitti! Bilirsin pek çenesi düşük bir insan değilimdir, o
yüzden her dk rapor vermem öyle yaptım böyle ettim diye ama artık bir durum
raporunun vakti gelmiş; zira bloga bakınca yaşıyor muyum öldüm mü belli değil!
Evet evet hala yaşıyorum..
Düzensizliktir
benim düzenim! Bir
gün gece 1'de uyuyup iki saat sonra 3'te kalkmak ya da sabaha karşı 6'da uyuyup
öğle 2'de uyanmak hobilerim arasında!
Görüşmeyeli
neler karıştırdın dersen! :) birkaç şehir gördüm mesela.. Konya'da eski
arkadaşlarımla özlem dolu bir görüşme.. Ankara'da ufak bir gezinti, Kızılay'dan
birkaç hatıra.. Diyarbakır'da yanı başımda bir arkadaşımın telefonun kapkaç
edilmesine tanık olmam ve tabi geceyi emniyette geçirmemiz, ifade verme ve
kapkaçcıyı teşhis etme faslını da es geçmeyelim.. Aa bir de Sovyetlerden kalma
soğuk binaları ve ruhsuz insanlarıyla Taşkent'in çirkinliğini tescil ettim !
Yaşadığım
şehri değiştirdiğimi biliyorsun zaten. Yeni ev arkadaşlarım, yeni bir hayat ve
yeni bir düzen de bunların cabası.. Bir de Kiprim var minnak mı minnak, çekik
mi çekik, hayatımın ve kalbimin büyük kısmını işgal eden; pek sevdim zira
kendisini.. :)
Kafam
çok karışık pek sevgili blog, o kadar çok planım var ki, nereden başlasam
bilemiyorum.. Ancak güzel günlerin beni beklediğini biliyorum. Nereden
biliyorsun deme biliyorum işte! :)
Aaa bu arada freedooooommmmm!!! ;)
16 Kasım 2013 Cumartesi
Oysa bilmedigin bir sey vardı sevgilim,
Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin
Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin
Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını
Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki
ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz
kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar
Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir
gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda
Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.
Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey
şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.
Murathan
Mungan- Yalnız Bir Opera
Gönderen
gerbera
zaman:
11/16/2013 05:20:00 ÖS
0
yorum
Etiketler:
hayat,
murathan mungan,
şair,
şiir,
yalnız bir opera,
yaşam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Pages
31 Ocak 2014 Cuma
13 Ocak 2014 Pazartesi
Sarkıların canı cennete gitti..
Gönderen
gerbera
1/13/2014 07:53:00 ÖS
Bugünlerde dilime dolanan favori
şarkım Gökhan Tepe'den Veda Makamı;
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Nerde telli duvaklı evvel zaman aşkları
Nerde o allı güllü sevdanın şarkıları
Nerde o ömür boyu huzur veren dostluklar
Güneşin vedasıyla düşen yapraklar
Yanaklara mendil olan omuzlara ne oldu
Samanlıkta seyran olan gönüllere ne oldu
Herkes kalbini yormuş sevmeleri unutup
Aşklar sahile vurmuş şişe içinde mektup
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Şimdi siyah beyaz filmler gibi
Güzelim sevdalar da bitti
Özlemler hayaller veda makamı
Şarkıların canı cennete gitti
Dinlemek için tık tık
7 Ocak 2014 Salı
Londra Günlükleri #1
Gönderen
gerbera
1/07/2014 05:16:00 ÖS
Yeni yılın ilk postunda Lonra'dan selam olsun! :) Bakalım Lonra'da neler yapılırmış, nereler görülürmüş, nerden ne alınırmış.. :)
Şehrin tüm güzelliklerini görmenizi sağlayacak, görülmesi gereken
yerleri bizzat anlatarak gezdiren bir rehbere mi ihtiyacınız var? İşte şehir
turları! :) Ben Big Bus tur şirketini tercih ettim ancak elbette birçok farklı tur şirketi de mevcut.
Hyde park. Londra'nın tam ortasında bulunan devasa büyüklükte,
içinde sincapların dolaştığı bir yeşil alan. Yazın tüm konserler burada
verilirmiş. İnsanın huzur bulduğu bir mekan..
Bir de dikkatimi çeken bir şey var ki, birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi Hintli ve Paki göçmenlerden Londra da nasibini almış..
Ve Londra'nın meşhur telefon kulubeleri :)
Londra'nın her köşesi buram buram tarih kokan yapılarla dolu.. Bu yüzden olsa gerek şehirden çok yapılar bile beni kendine hayran bırakmaya yetti.
Nam-ı diğer Oxford Street.. Muntazam sokakları, harika mimarisi ve alabildiğine geniş bir cadde.. Üzerinde birçok cafe, restoran, alışveriş merkezi, mağaza bulunmakta. Londra'nın en meşhur ve gözde caddesi, mutlaka görülmesi gerek..
İngiliz para birimi sterlin Türk parasına göre oldukça değerli olduğu için genel anlamda pahalı bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden yüksek maliyetlere kendinizi hazırlayın derim :)
Ancak çok ucuz bir alışveriş merkezi var ki söylemeden geçmeyelim: Primark. Gerçekten özellikle de yeni yıl indirimlerinden olsa gerek çoğu giyim, hediyelik eşya ürünlerinde Türkiye'deki fiyatlardan bile ucuzdu. Özellikle 7 pound etiketli bot ve çizmeleri gördükten sonra gerisini hatırlamıyorum! Dikkat siz de kendinizi kaybedebilirsiniz benden söylemesi!
Enfes manzarasıyla ünlü Big Ben saat kulesi. İngiliz halkı arasında yapılan bir araştırmaya göre İngilizler Big Ben saat kulesini İngiltere'nin en önemli simgesi olarak görüyormuş ve sırf bu yüzden Big Ben'i görmeden İngiltere'ye gitmiş sayılmazmışsınız! Biz de gittik, gördük; gerçekten muazzam..
Ve tabii London Eye! Lonra'daki en ünlü turistik mekanlarından biri olan bu dönme dolap oldukça ilgi görüyor.
Kış mevsiminde gidecekseniz kesinlikle kalın giysiler almalısınız yanınıza.. Güneşli bir günde gezmemize rağmen hava tam anlamıyla buzz gibiydi. Şehrin sakinleri için bile fazla soğuk gelmiş olacak ki bere satın aldığım İngiliz satıcı bile havanın soğukluğundan yakınıyordu. Güneşli bir günde bile hava kasvetli olabilir ve her an yağmur başlayabilir; bu yüzden tabi ki şemsiyenizi de eksik etmiyorsunuz!
Ulaşım konusunda kesinlikle metroyu kullanmalısınız, bir kez aldığınız metro bileti ile gün içerisinde istediğiniz kadar seyahat edebilirsiniz.. Yanlış hatırlamıyorsam 7 pound gibi bir ücreti vardı. Şehrin her yerine yayılmış geniş bir metro ağı var ve ucuz ulaşım imkanı veriyor.
İlk izlenimlerim böyle daha sonra yeniden bir Londra yazısında görüşürüz belki ;)
Sevgiler ve tabi saygılarla.. Yanaklarınızdan mıncırmayı ihmal etmiyorum tabii!
17 Aralık 2013 Salı
Kirpiklerim ipek gibi!
Gönderen
gerbera
12/17/2013 08:36:00 ÖS
Bir arkadaşımın tavsiyesi
ve bir anlık cesaretimle atılmış olduğum ipek kirpik maceramla gene
karşınızdayım efem! Öncelikle aydınlanalım..
İpek
kirpik nedir?
Çoğunlukla
kirpiklerinin seyrekliğinden veya kısa olmasından şikayet eden bayanların
tercih ettiği kirpikleri olduğundan daha uzun ve sık gösteren profesyonel bir
uygulamadır. Gelin adaylarına da önerilir. Özel olarak üretilmiş gözde ağırlık veya alerji yapmayan bu
kirpikler kendi kirpiğinizin üzerine yine özel bir yapıştırıcıyla tek tek
eklenerek yapılan bir işlemdir.
Uygulama
Öncesinde
gözlerinizdeki tüm makyajın yağsız bir temizleyici yardımızyla silinmesi
gerekiyor. İşlem yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Uygulama esnasında kirpiklere
sürülen yapıştırıcı biraz gözlerinizi yakabilir, ama sonrasında yanma hissi
geçiyor. en zoru da 1-1,5 saat gözler kapalı vaziyette sonucu merak ederek
beklemek :) Ve tatatataaammmm !,5 saatin sonunda özlediğiniz, sevdiğiniz
muhteşem kirpikleeer!
Avantajları
Takma
kirpiklerden farklı olarak bakımları yapıldığı takdirde 90 gün kadar kalıyor,
gözde herhangi bir ağırlık veya alerjiye sebep olmuyor..
Özellikle
yaz dönemlerinde makyaj yapmaktan rimel sürmekten bunalanlar için çok iyi bir
çözüm.
Bakıldığında
özellikle eski kirpiklerinizi bilmeyenler kesinlikle yapay olduğunu anlayamıyor..
Ter,
gözyaşı, havuz, deniz, duş gibi fiziksel etkenlerden pek etkilenmiyor.
Yaz
veya kış farketmeksizin her dönemde kullanılabilir.
Kirpik
uçlarına eklendiğinden kendi kirpikleriniz zarar görmüyor.
Dezavantajları
Kirpiklerinizden
düşerken kendi kirpiğinizle birlikte dökülebilir ancak kendi kirpiğiniz tabiki
geri çıkacaktır.
Kullanım
süresi dolup dökülmeye başladığında bir taraftan fazlasıyla dökülüp diğer
yanlarda ipek kirpikleriniz hala durabilir, ki bu da ilginç bir görüntü
oluşturabilir! (bunu yaşamamak için ya gidip yeniden yaptırmanız ya da tamamen çıkartmanız gerek)
İşlemin
uygulama ve çıkarılma esnasında gözleriniz biraz yanabilir.
Bunlara
Dikkat!
Uzmanlık gerektiren bir uygula bu yüzden kesinlikle güvendiğiniz, uzman bir yere yaptırmalısınız!
İşlem
uygulandıktan itibaren 3 gün süreyle -eğer kalıcı olmasını istiyorsanız tabi-
su değdirmemelisiniz.
İşlem
uygulandıktan itibaren 3 gün süreyle solaryum, sauna vb sıcak uygulamalardan
uzak durunuz.
Rimel
kullanmak ve tabi kirpikleri ovuşturmak yok! Nazik olunuz lütfen :)
Yağlı
göz makyajı temizleyicileri kullanmak yok!
Kirpik
diplerine ve kirpiklere krem vb solüsyonları değdirmemelisiniz.
2-3
haftada bir kirpiklerinizin dökülme durumuna bağlı olarak düzenli bakımını
yaptırmalısınız. (ki bu da arada düşen kirpiklerin yerine yeniden takılması
demek oluyor)
Ve
tabi ki kirpik kıvırıcı kullanmıyoruz; zaten yeterince kıvrık :)
Acı son: çıkarma işlemi esnasında kendi kirpikleriniz de hatırı sayılır bir oranda dökülüyor, maalesef.. Evet ipek kirpik çok güzel ama kendi kirpiklerinizi dökme pahasına mı? bunları düşünüp ona göre karar vermenizi öneririm.
Acı son: çıkarma işlemi esnasında kendi kirpikleriniz de hatırı sayılır bir oranda dökülüyor, maalesef.. Evet ipek kirpik çok güzel ama kendi kirpiklerinizi dökme pahasına mı? bunları düşünüp ona göre karar vermenizi öneririm.
Gelelim kendi yorumlarıma;
Yaptıralı bir aydan fazla oldu ve şu ana kadar gayet güzel.. evet işlem esnasında biraz gözlerim yandı ancak sonucuna değdiğini düşünüyorum. Bu arada evet adı ipek ama öyle pamuk gibi bir şey de beklememek gerek, hafiften biraz sertlik oluyor, kirpiklerde. Rimel falan kullanmama gerek kalmadı ki bu da makyajda büyük kolaylık demek benim için. kirpiklerimde bir yıpranma veya dökülmeyle karşılaşmadım henüz.. Senin kirpiklerin kısa veya seyrek miydi diye soracak olursanız hayır ikisi de değil; ancak güzel kirpikleri sevdiğim ve denemek istediğim için yaptırdım..
Memnun muyum? çıkarma işlemine kadar evetti cevabım! Herhangi bir pişmanlık yaşamak istemiyorsanız, avantajlarını ve dezavantajlarını iyice düşünüp öyle yaptırmalısınız..
Memnun muyum? çıkarma işlemine kadar evetti cevabım! Herhangi bir pişmanlık yaşamak istemiyorsanız, avantajlarını ve dezavantajlarını iyice düşünüp öyle yaptırmalısınız..
Sormak istediğiniz sorularınız veya merak ettikleriniz varsa memnuniyetle cevaplarım efem ;)
Hepinizi yanaklarınızdan mıncırıyorum..
10 Aralık 2013 Salı
3 Aralık 2013 Salı
Durum Raporu #2
Gönderen
gerbera
12/03/2013 07:24:00 ÖS
Bana
vefasız diyenleri haklı çıkarmanın vermiş olduğu haksız gururla, ne uzun ne de
kısa orta mı orta bir aradan sonra yine ve yeniden karşınızdayım efem..
dediklerimi idrak etmeye çalışma çok sevgili okuyucu oku gül ve geç; seviyorum
uzun cümlelerle laf cambazlığı yapmayı.. Ben de biliyorum çok ihmal ettim seni
sevgili ve pek saygılı blogum; tamam bea çemkirme artık!
Aman
neler oldu neler bitti! Bilirsin pek çenesi düşük bir insan değilimdir, o
yüzden her dk rapor vermem öyle yaptım böyle ettim diye ama artık bir durum
raporunun vakti gelmiş; zira bloga bakınca yaşıyor muyum öldüm mü belli değil!
Evet evet hala yaşıyorum..
Düzensizliktir
benim düzenim! Bir
gün gece 1'de uyuyup iki saat sonra 3'te kalkmak ya da sabaha karşı 6'da uyuyup
öğle 2'de uyanmak hobilerim arasında!
Görüşmeyeli
neler karıştırdın dersen! :) birkaç şehir gördüm mesela.. Konya'da eski
arkadaşlarımla özlem dolu bir görüşme.. Ankara'da ufak bir gezinti, Kızılay'dan
birkaç hatıra.. Diyarbakır'da yanı başımda bir arkadaşımın telefonun kapkaç
edilmesine tanık olmam ve tabi geceyi emniyette geçirmemiz, ifade verme ve
kapkaçcıyı teşhis etme faslını da es geçmeyelim.. Aa bir de Sovyetlerden kalma
soğuk binaları ve ruhsuz insanlarıyla Taşkent'in çirkinliğini tescil ettim !
Yaşadığım
şehri değiştirdiğimi biliyorsun zaten. Yeni ev arkadaşlarım, yeni bir hayat ve
yeni bir düzen de bunların cabası.. Bir de Kiprim var minnak mı minnak, çekik
mi çekik, hayatımın ve kalbimin büyük kısmını işgal eden; pek sevdim zira
kendisini.. :)
Kafam
çok karışık pek sevgili blog, o kadar çok planım var ki, nereden başlasam
bilemiyorum.. Ancak güzel günlerin beni beklediğini biliyorum. Nereden
biliyorsun deme biliyorum işte! :)
Aaa bu arada freedooooommmmm!!! ;)
16 Kasım 2013 Cumartesi
Oysa bilmedigin bir sey vardı sevgilim,
Gönderen
gerbera
11/16/2013 05:20:00 ÖS
Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin
Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin
Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını
Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki
ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz
kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.
Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...
Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla
Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar
Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir
gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda
Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.
Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey
şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.
Murathan
Mungan- Yalnız Bir Opera
Bi bana baksana!!
Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

























