Frangipani Flower
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

19 Ocak 2013 Cumartesi

15 Ocak 2013 Salı

Noluyo Lan!



Bugünlerde her şeye ağlayabilirim çok sevgili okuyucu, ota çöpe her türlü saçma sapan konu için itinayla ağlanır! Kim demişti bana odun diye?? 

Ruhsuz, kalpsiz, odun ve duygusuz başta olmak üzere her türlü sıfatımı boşadım, terk ettim, ben benden gittim.. Sahi kimim lan ben :) Kedi yavrusu görsem gözlerim doluyo, noluyo lan bana! Ben kedileri sevmem ki! Taş kalbim mi yumuşuyor yoksa?

            İsmail YK dinleyip, Murat Kekilli söyleyesim,  ‘Bu akşam ölürüm diyesim’ geliyor!! :)

Normalde çok güçlüyüm ya; aman “gölgelerin gücü adına” diye attığım naralar boşa gitmesin!

 Eskiden güzel şarkı diye eşlik ettiğim duygusal şarkılar artık koyuyor;  derinden susarak dinliyor, düşünceli gözlerle bakıyorum.. Mıymıntı, sulugöz olma yolunda emin ve bir o kadar da hızlı adımlarla ilerliyoruuum.. Allah’ım bu gidişata bir son vermeliyim diye hemen faaliyete geçtim tabi.


Bu durumu danışmak için fikirlerine güvendiğim bir arkadaşıma gittim, sordum. Bana söylediği ilk şey ‘regl dönemine ne kadar var’ oldu :) doğru lan =) Ohh beaa…  


Bir de özellikle sözleriyle beni duygusala bağlayan Seksendört’ ün Dokunma adlı harika parçasını bir dinleyin derim..




Youtube’dan dinlemek için tık tık 


Bu da sözleri;

Dokunma dokunma kırılır kalbim dokunma
Kırma kırma seven kalbimi kırma
Dokunma dokunma ben yaralı bir gönülüm
Vurup da kırıp da kanatıp cana dokunma
Anlaşmak bir bakış
Bazen de seviyorum demektir
Anlaşmak bir gülüş
Bazen de bir özür dilemektir
Zor değil zor değil
Seviyorum seni derken bana özür dilemek
Konuşma konuşma düşünmeden konuşma
Kırma kırma incitip beni kırma
Unutma unutma bu günün yarınları da var
Hep sevdi sevecek deyip kendini avutma
Darılma darılma seven seveni affedermiş
Darılma darılma hemen nefrete sarılma
Dünyada en zor şey 
Kırılan bir kalbi onarmaktır
İnsana yakışan
 insanca yaşayıp var olmaktır
Zor değil zor değil
Seviyorum derken bana özür dilemek
Konuşma konuşma düşünmeden konuşma
Kırma kırma seven gönlümü kırma





Devamını Oku

6 Ocak 2013 Pazar

Sevgilin Var mı? =)



İŞTE ALTERNATİF CEVAPLAR  :)




+sevgilin var mı?
-taze bitti ya, 5 dakka önce gelsen yetişecektin.

+var ama vermem.


+ sevgilin var mı?
- vatandır benim sevgilim
+ iyi akşamlar.



-sevgilin var mı?
+yaptım olacak.


-sevgilin varmı ?
-varlık ve yokluk görecelidir.

- sevgilin var mı?
+ bir bardak süt için inek beslemem.
- o ne demek lan?
+ felsefi temele daha oturtamadım.
- iyi çalışmalar.
+ eyvallah.


+sevgilin var mı?
-nihilistim ben yea


+allah ol derse olur .


+ sevgilin var mı?
- hayırlısı be gülüm. (ağızda sigara, yüzde bitkin bir ifade ile)


+belki var, belki yok; bunu bilemeyiz.


+yok abi 
o kadar aradım yok.
(aynı sorudan bıkmış bünyelerin verdiği alternatif cevaplardır.)

-sevgilin var mı?
+olmalı mı?

+olsun diye ben de çok istiyorum ama karım izin vermiyor ...


+niye? yoksa bulacak mısın bi' tane?
-olabilir.

-sevgilin var mı?
+bu bir teklif mi?


+bem bilmem beyim bilir..


+var ama evde.



2013'ün ilk postunda, sevgilisi olmayan değerli okuyucularımı düşündüm ve "sevgilin var mı sorularını savar" bu postu derledim..:) Bundan sonraki sevgilin yok mu sorusuna verilecek en kapak cevabı seçip yapıştır çok sevgili okuyucu!.. diyorum ve her zaman olduğu gibi geleneğe uyarak yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)





Daha fazlası için buraya tık tık




Devamını Oku

28 Aralık 2012 Cuma

Nazar!







=)







Devamını Oku

27 Aralık 2012 Perşembe

Oy oyy =)










Çok tatlı değil miii? benim de olsun bi tane bundann.. 




     =)





Devamını Oku

Gitmek mi kalmak mı?




      Gitmek mi zor yoksa kalmak mı derler ya hep, ne saçma! Her şeyden vazgeçmek, alıştığın kokuyu, yüzü bırakıp gitmek, hatıralarla baş etmek, ellerini ısıtacak bir çift elden vazgeçmek.. Bunlar çok mu kolay? 


      Tabi ki gitmek daha zordur, çünkü herkes gidemez.. Pişman olsa, her gün yaşadığı hayata lanet okusa ve hatta sevmese dahi gidemeyen bir yığın insan varken; gidenler için daha cesur olduklarını mı söyleriz yoksa kolayı seçtiklerini mi? Belki de ikisini.. 



O zaman Pakize Suda' nın bu güzel yazısı aşk acısı çekenler için gelsin..

Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak...
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz...
Sokağa fırlayacaksınız...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz...
Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan...
‘‘Önemli olan sağlık.''
‘‘Yaşamak güzel.''
‘‘Boşver, her şey unutulur.''
Siz hiçbirini duymayacaksınız...
Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz.
O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz...
‘‘Ölüme çare bulundu'' ya da ‘‘Yarın kıyamet kopacakmış'' deseler başınızı kaldırıp ‘‘Ne dedin?'' diye sormayacaksınız...
Yalnız kalmak isteyeceksiniz...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek.
Geçmişi düşüneceksiniz... Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz... Gittiğiniz yerlere gitmek...
Bu size hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksınız.
Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız... Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz.
Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz...
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız...
Hiçbir şey oyalamayacak sizi...
İlaçlara sığınacaksınız... Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan... Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksiniz... Bazen de ‘‘Hiç güneş doğmasa'' diyeceksiniz.
Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz... Nafile... Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz... Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz...
Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz... Aramayacağını bile bile... Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek... Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla...
Yüreğiniz burkulacak...
Canınız yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz.
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız... Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz...
Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz... Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksınız...
Buna yaşamak denirse...
*
Razı mısınız bütün bunlara?
Hazır mısınız sonunda ölüp ölüp dirilmeye?
O halde áşık olabilirsiniz.
Ama ben hiç tavsiye etmiyorum. Şu günlerde bu durumda olan birini seyrediyorum zira... Dayanılır gibi değil.





Amma duygusala bağlamışım olayı.. =)





Devamını Oku

16 Aralık 2012 Pazar

Kediciklerden kalp :)









=)

Devamını Oku

Pages

19 Ocak 2013 Cumartesi








=)





15 Ocak 2013 Salı



Bugünlerde her şeye ağlayabilirim çok sevgili okuyucu, ota çöpe her türlü saçma sapan konu için itinayla ağlanır! Kim demişti bana odun diye?? 

Ruhsuz, kalpsiz, odun ve duygusuz başta olmak üzere her türlü sıfatımı boşadım, terk ettim, ben benden gittim.. Sahi kimim lan ben :) Kedi yavrusu görsem gözlerim doluyo, noluyo lan bana! Ben kedileri sevmem ki! Taş kalbim mi yumuşuyor yoksa?

            İsmail YK dinleyip, Murat Kekilli söyleyesim,  ‘Bu akşam ölürüm diyesim’ geliyor!! :)

Normalde çok güçlüyüm ya; aman “gölgelerin gücü adına” diye attığım naralar boşa gitmesin!

 Eskiden güzel şarkı diye eşlik ettiğim duygusal şarkılar artık koyuyor;  derinden susarak dinliyor, düşünceli gözlerle bakıyorum.. Mıymıntı, sulugöz olma yolunda emin ve bir o kadar da hızlı adımlarla ilerliyoruuum.. Allah’ım bu gidişata bir son vermeliyim diye hemen faaliyete geçtim tabi.


Bu durumu danışmak için fikirlerine güvendiğim bir arkadaşıma gittim, sordum. Bana söylediği ilk şey ‘regl dönemine ne kadar var’ oldu :) doğru lan =) Ohh beaa…  


Bir de özellikle sözleriyle beni duygusala bağlayan Seksendört’ ün Dokunma adlı harika parçasını bir dinleyin derim..




Youtube’dan dinlemek için tık tık 


Bu da sözleri;

Dokunma dokunma kırılır kalbim dokunma
Kırma kırma seven kalbimi kırma
Dokunma dokunma ben yaralı bir gönülüm
Vurup da kırıp da kanatıp cana dokunma
Anlaşmak bir bakış
Bazen de seviyorum demektir
Anlaşmak bir gülüş
Bazen de bir özür dilemektir
Zor değil zor değil
Seviyorum seni derken bana özür dilemek
Konuşma konuşma düşünmeden konuşma
Kırma kırma incitip beni kırma
Unutma unutma bu günün yarınları da var
Hep sevdi sevecek deyip kendini avutma
Darılma darılma seven seveni affedermiş
Darılma darılma hemen nefrete sarılma
Dünyada en zor şey 
Kırılan bir kalbi onarmaktır
İnsana yakışan
 insanca yaşayıp var olmaktır
Zor değil zor değil
Seviyorum derken bana özür dilemek
Konuşma konuşma düşünmeden konuşma
Kırma kırma seven gönlümü kırma





6 Ocak 2013 Pazar



İŞTE ALTERNATİF CEVAPLAR  :)




+sevgilin var mı?
-taze bitti ya, 5 dakka önce gelsen yetişecektin.

+var ama vermem.


+ sevgilin var mı?
- vatandır benim sevgilim
+ iyi akşamlar.



-sevgilin var mı?
+yaptım olacak.


-sevgilin varmı ?
-varlık ve yokluk görecelidir.

- sevgilin var mı?
+ bir bardak süt için inek beslemem.
- o ne demek lan?
+ felsefi temele daha oturtamadım.
- iyi çalışmalar.
+ eyvallah.


+sevgilin var mı?
-nihilistim ben yea


+allah ol derse olur .


+ sevgilin var mı?
- hayırlısı be gülüm. (ağızda sigara, yüzde bitkin bir ifade ile)


+belki var, belki yok; bunu bilemeyiz.


+yok abi 
o kadar aradım yok.
(aynı sorudan bıkmış bünyelerin verdiği alternatif cevaplardır.)

-sevgilin var mı?
+olmalı mı?

+olsun diye ben de çok istiyorum ama karım izin vermiyor ...


+niye? yoksa bulacak mısın bi' tane?
-olabilir.

-sevgilin var mı?
+bu bir teklif mi?


+bem bilmem beyim bilir..


+var ama evde.



2013'ün ilk postunda, sevgilisi olmayan değerli okuyucularımı düşündüm ve "sevgilin var mı sorularını savar" bu postu derledim..:) Bundan sonraki sevgilin yok mu sorusuna verilecek en kapak cevabı seçip yapıştır çok sevgili okuyucu!.. diyorum ve her zaman olduğu gibi geleneğe uyarak yanaklarınızdan mıncırıyorum..:)





Daha fazlası için buraya tık tık




28 Aralık 2012 Cuma







=)







27 Aralık 2012 Perşembe










Çok tatlı değil miii? benim de olsun bi tane bundann.. 




     =)








      Gitmek mi zor yoksa kalmak mı derler ya hep, ne saçma! Her şeyden vazgeçmek, alıştığın kokuyu, yüzü bırakıp gitmek, hatıralarla baş etmek, ellerini ısıtacak bir çift elden vazgeçmek.. Bunlar çok mu kolay? 


      Tabi ki gitmek daha zordur, çünkü herkes gidemez.. Pişman olsa, her gün yaşadığı hayata lanet okusa ve hatta sevmese dahi gidemeyen bir yığın insan varken; gidenler için daha cesur olduklarını mı söyleriz yoksa kolayı seçtiklerini mi? Belki de ikisini.. 



O zaman Pakize Suda' nın bu güzel yazısı aşk acısı çekenler için gelsin..

Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak...
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz...
Sokağa fırlayacaksınız...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz...
Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan...
‘‘Önemli olan sağlık.''
‘‘Yaşamak güzel.''
‘‘Boşver, her şey unutulur.''
Siz hiçbirini duymayacaksınız...
Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz.
O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz...
‘‘Ölüme çare bulundu'' ya da ‘‘Yarın kıyamet kopacakmış'' deseler başınızı kaldırıp ‘‘Ne dedin?'' diye sormayacaksınız...
Yalnız kalmak isteyeceksiniz...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek.
Geçmişi düşüneceksiniz... Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz... Gittiğiniz yerlere gitmek...
Bu size hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksınız.
Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız... Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz.
Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz...
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız...
Hiçbir şey oyalamayacak sizi...
İlaçlara sığınacaksınız... Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan... Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksiniz... Bazen de ‘‘Hiç güneş doğmasa'' diyeceksiniz.
Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz... Nafile... Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz... Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz...
Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz... Aramayacağını bile bile... Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek... Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla...
Yüreğiniz burkulacak...
Canınız yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz.
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız... Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz...
Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz... Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksınız...
Buna yaşamak denirse...
*
Razı mısınız bütün bunlara?
Hazır mısınız sonunda ölüp ölüp dirilmeye?
O halde áşık olabilirsiniz.
Ama ben hiç tavsiye etmiyorum. Şu günlerde bu durumda olan birini seyrediyorum zira... Dayanılır gibi değil.





Amma duygusala bağlamışım olayı.. =)





16 Aralık 2012 Pazar









=)

Bi bana baksana!!

Bu sitede yer alan tüm yazı ve içerik gerberaa.blogspot.com adresine aittir. İzin alınmadan veya şu siteden alınmıştır şeklinde isim belirtmeden alıntı yapılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Haklara Tecavüzün Önlenmesi başlıklı 81.maddesine göre suçtur. Sonra ‘vay efendim bilmiyordum, düşünemedim’ deme! Bağlantı koy şurdan alıntıdır diye ciğerimi ye, beni de psikopata bağlatma ama dmi? J

© 2011 gerberaa, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena